Piyano’nun Tarihçesi

PİYANO’NUN TARİHÇESİ

Tuşlu çalgılar sınıfına giren piyano, ilk olarak 1711 yılında Bartolomeo Cristofori tarafından Floransa kentinde yapıldı. Çalgının adı İtalyanca “hafif ve güçlü” anlamlarına gelen “piano e forte” nin önce birleştirilmesinden (pianoforte) sonra da kısaltılmasından (piano) ortaya çıktı. Çalgıya bu adın verilmesinin nedeni, daha önce kullanılan tuşlu çalgıların gürlük değişimlerine olanak sağlamaması, piyanoda ise bu değişimlerin gerçekleştirilebilmesiydi. Piyanonun atası, mekanizmasıyla ve ses özellikleriyle çalgının ilkeli sayılabilecek klavikord’dur.

Piyano için ilk kez 1770 yılında Muzio Clementi eser yazdı. Besteci aynı zamanda piyanonun teknik olanaklarını inceleyerek çalma ve yorumlama üzerine çalışmalar yaptı. Eğitim amaçlı alıştırmalar yazarak piyanonun çalma tekniğini ilerletti. Clementi’den sonra birçok besteci piyanonun olanaklarını geliştirici çalışmalar yapmaya devam etti.

Yedi buçuk oktava yakın ses aralığı ile teknik ve yorum açısından tek kişilik bir orkestrayı andıran çalgının icadı müziğe önemli bir katkı sağlamıştır.

Floransalı Bartolomeo Cristofori 1711 yılında “Piyano e forte” hem hafif hem kuvvetli çalınabilir adlı yeni bir müzik aleti icat etti.Bu çalgı üzerinde hem hafif seslerin hem de kuvvetli seslerin çıkartılması olanaklıydı.Bunun için adına İtalyanca “hafif ve kuvvetli” anlamına gelen “Piyano e forte” dendi. Yeni bir icat sayılan piyanonun sesleri meşin kaplı küçük seslerin tuşlar aracılığıyla harekete geçirilerek tellere vurması ile elde ediliyordu.Aletin mekanizması sesler sayısında küçük çekiçler ,o çekiçleri harekete geçiren manivelalar ve bir de tellerin titremesini durduran susturucu çuha bölümü bulunuyordu. Piyanonun temelini oluşturan çekiç mekanizmasını Cristofori’den önce iki kişi tarafından icat edildiği öne sürülmüştür.Biri Marius adındaki Fransız klavsen yapımcısıydı.1716 yılında “clavecin a maillet” (çekiçli klavsen)adını taktığı dört mekanizma modelini Paris akademesinde sunmuştu.Marius’un klavsen aletine çekiçli mekanizmalı koymaktan amacı klavsende mızrap olarak kullanılan ve çabuk eskiyen tüy uçlarının değiştirilme zorluğunu ortadan kaldırmaktı. Schroter adındaki Alman müzikçi ise yeni mekanizmanın mucidinin kendisi olduğunu söylemiştir.1721’de Dresten Sarayına gönderdiği iki piyano mekanizması modelinin pratikte değeri olmamakla birlikte tarihsel önemi vardır. Almanya da Freiburg kentinde Silbermann adında birisi 1726’da iki piyano yaparak Cristofori’nin icat ettiği mekanizmayı kullanmaya başlamıştı. Silbermann her iki piyanoyu J.S.Bash’a gösterdiyse de Bach bunların ince seslerinin zayıfladığından ve tuşların sertliğinden şikayet etmiştir. Silbermann bu yolda ki çalışmalarını sürdürerek Bacn’ın övgülerini kazanmayı başarmıştı.

İlk piyanolar,biçim bakımından o zamanın klavikordlarına benzediğinden kuyrukluydu.Ünlü org yapımcısı Frederici,dört köşe piyanoyu icat etti.Zumpe adını taşıyan Alman klavikord yapımcısı Londra da dört köşe piyanoyu çok sayıda imal ederek İngiltere’ye yaydı.En eski Zumpe piyanosunun yapılış tarihi 1766’dır.
1762 yılında büyük Bach’ın oğlu Cristian Bach Londra’ya geldi.Klavsenci ustalar artık piyano yapmaya başlamışlardı.Bunların Backers adındaki Hollandalı usta ,özellikle Cristofori’nin mekanizmasını geliştirerek(tuşun sonuna ayarlanabilen bir vida ekiyle)”ingiliz mekanizması”nı icat etti.Broadwood adında bir ingiliz ustası da bu mekanizmanın oluşmasında Backers’e yardım etmiş ve sonradan aynı sistemi Broadwood piyanolarında kullanmıştır.

1770 yılına kadar piyano için eser yazılmamasının nedeni piyano sesinin klavsene göre cılız ve tuşesinin sert oluşudur.Piyano için eser veren ilk besteci Muzio CELEMENTİ’dir.1773 de henüz on sekiz yaşındayken piyano için üç sonat yazmıştır. Böylelikle piyano çalma tekniğinin temelleri atılmış oldu.

Londra o tarihlerde piyano ve klavsen yapımında çok ileri düzeydeydi.Zumpe’nin dört köşe piyanolarından sonra Backers’in ve Broadwood’un piyanoları yayılmaya başlamıştı.Bir yandan da başkentte Kirkman ve Shudi klavseni en gelişkin durumuna getirmeyi başarmışlardı.Piyano ile bu soylu çalgı arasındaki rekabet C.Bach,Schroter ve Celementi’nin klavsen yerine piyanoyu kullanmaları,bu aletin yapımcılarını yüreklendirmişti.

Broadwood, tuşlar ve mekanizmaya bazı yenilikler getirerek, 1783’te piyano için iki pedal kullanılmaya başlanmış oldu.Pedallardan biri basıldığı zaman, teller üzerindeki ses söndürücü çuhalar tümüyle kalkıyor,öteki pedal kullanılırsa teller üzerine titremeyi azaltan bir kumaş parçası yapışıyordu. Öte yandan Viyana da Stein adında bir yapımcı yeni bir mekanizma kullanarak piyano üretmeye başladı.1777’de Mozart bu piyanolardan birini görmüş ve öteki piyanolara olan üstünlüğünü babasına yazdığı mektupta belirtmişti.Sonun da Stain’in damadı Andreas Steicher mekanizmayı geliştirerek 1794’te Viyana piyanolarını yapmaya başladı. Mozart, Anton Walter’in piyanolarını yeğliyordu.Haydn,Schanz piyanolarında çalışıyordu.Bu iki piyano yapımcısı hem Stein’ın kopyalarını yapmışlar hem de İngiliz dört köşe piyanolarına öykünmüşlerdir.

Paris’te İngiliz piyanoları piyasaya egemendi. 1777 de Erard ilk köşe Fransız piyanosunu yapmayı başardı.Fıransız Devrimi yüzünden Erard Londra’ya kaçmıştı.1796 da yeniden Fransa’ya döndü.İcat ettiği mekanizmanın beratını 1794’te Londra da almıştı.Mekanizması,Stain’in geliştirdiği Alman mekanizmasını andırıyordu.Fakat Erard,daha çok çifte mekanizmalı arp aleti ile ilgilendiğinden piyano yapımına pek önem vermemiş ve xvııı. Yüzyıl İngiliz ve Viyana piyanolarının tekeli altında kapanmıştır.

Piyano yapımcılarını uzun uzun düşündürmüş olan bir başka sorunda ,gergin tellere dayanabilecek kasnağın yapılmasıydı.Özellikle kalın tellerin gerginliği, kasnak üzerinde yüksek basınçlar doğurduğundan tahta yerine çelik kullanılması uygun görülmüş ve 1788’de ki piyanolardan başlayarak tellerin çelik kasnaklar üzerine gerilmesine geçilmişti. 1808 de Erard çift maşalı (douple echapement)mekanizmayı buldu.Piyano yapımcılığı tarihinde bir devrim sağlayan bu mekanizmayı yeğeni Pierre Erard geliştirerek 1821’de “tekerrürlü mekanizma”yı yaptı.Günümüzde ki kuyruklu piyanolarda kullanılan mekanizma böylelikle Pierre Erard tarafından 1821’de icat edilmiş oldu. Tekerrürlü mekanizmanın icadı Hummel ve Lizst de dahil bir çok piyanistin piyanoya daha rağbet etmesine neden oldu.1830 yılında Thalberg özellikle bu piyanoların üstünlüğünü onayladı.Almanya’da Blüthner Paris’te Pleyel,Kriegelstein ve Herz, Londra’da Collard,Hopkinson,Ramsay and Kind ve Southwell,New York’da Steinway piyano fabrikaları hep tekerrürlü mekanizmayı bazı değişikliklerle kullanmaya başladılar. Bundan sonra piyanonun değişik parçaları, ayrı ayrı incelenerek ve laboratuar da çalışılarak geliştirilmiş sonunda üstün nitelikli çalgılar yapılmıştır.

Modern piyanonun ses genişliği kalın la’dan ince do’ya kadar olmak üzere yedi oktav ve bir minör üçlüyü kapsamaktadır.Bununla birlikte, klasik piyano edebiyatını çalmaya altı buçuk oktav yetmektedir. Tuşların sertliği sorunu üzerinde piyano fabrikaları çok durmuşlar ve bu sorunun çözülmesi için teknik açıdan çaba göstermişlerdir.Modern bir piyanonun tuşesi, piyanisti yoracak ölçüde sert olmamalı öte yandan parmakları dayanıksız ve zayıf bırakacak kadar da yumuşak olmamalıdır. Özellikle Stainway piyanolarında bulunan ve sesleri uzatmaya yarayan üçüncü bir pedal, ilk olarak 1862 yılında Montal adında bir Fransız tarafından kullanılmıştır.Yararları belli sayıda eserin icrasında görüldüğü için, genelde piyano fabrikaları bu pedal yerine, piyanistlerin fazla gürültü yapmadan çalışabilmeleri amacıyla sesleri hafifleten özel bir üçüncü pedal kullanılmıştır.

Günümüzün gelişkin ve üstün kaliteli çalgıları sayesinde, eserlerin ifadesi açısından piyanist için kaynaklar artmıştır.Büyük konser salonlarının berrak ve dolgun sesli piyanoları fabrika laboratuvarlarında ki teknisyenlerin yıllarca süren çabaları ve deneyimleri sonucudur. Ancak, her endüstri, sanayi ve teknoloji ürününde olduğu gibi piyanoların da üretim sonrası kullanımdan bakımdan ve zaman içindeki metal yorgunluğundan periyodik olarak bakımlarının ve onarımlarının zorunluluğu doğmaktadır. Bir tarafta, bünyeden kaynaklanan bu bakım ve onarım zorunluluğu, diğer taraftan kullanma esnasında kullanıcının karşılaştığı güçlükler ve sorunlar ile kullanımdan dolayı da piyano üzerinde sorunlar oluşmaktadır.Örneğin, piyanistin tuşlara vuruş tekniğine uygun olmayan şekilde hareket etmesi beraberinde bazı sorunların doğmasına neden olmaktadır.Bunla, çekiç başlıkları keçelerinin kısa süre de aşınmasına, mekanizma içinde çok kullanılan çuhaların çabuk yıpranmasına, tuş ucu ayarlarının bozulmasına ve mekanizmanın tümünün aksamasına yol açabilir. Diğer taraftan, periyodik olarak yılda en az bir kez yapılan akort ayarının çok kısa zamanda bozulmasına hatta tellerin kopmasına bile neden olabilir.

Yine piyano için gerekli uygun iklim ortamının kaybolması da beraberinde genel olarak mekanizmanın aksamasına ve özel olarak kullanılan malzemenin sıkışması ya da gevşemesine, dolayısıyla akordu da olumsuz olarak etkileyip piyanonun çalınışı sırasında olumsuzluklara neden olabilmektedir.

Klavsenin gelişmişi , tuşlu bir çalgıdır. Yapım biçimi ile duvar ve kuyruklu (salon) adı verilen çeşitleri vardır. Piyano kelimesi İtalyanca “Pes ve güçlü sesli klavsen (harpsikord) – gravicembalo col piano e forte” dan gelir. Piyano Forte olarak adlandırılması da bundandır. Atası klavsen’den en önemli farkı , tuşa basışta uygulanan kuvvete göre çıkan sesin şiddetinin de doğrusal olarak değişken olmasıdır.

İlk Piyano 1700’lü yıllarda İtalya – Floransa’da Bartolomeo Cristofori’ tarafından yapıldı. Cristofori’nin en büyük başarısı , piyano’nun temel mekanik sorunu olan , çekicin tellere vurması fakat sesin çekicin etkisi ile sönümlenmemesi için çok çabuk bir şekilde tellerden ayrılarak notanın yeniden çalınabimesi için geri dönmesi sorununa ilk çözümü üretmesidir. Öldüğü 1731 yılına dek 20 civarında piyano üretti.

Fransız Marius’un bu çalgıya katkısı, tokmaklı klavseni bulmak oldu. Saksonyalı Silbermann ise, Schröter’ in çekiç sistemini geliştirdi ve Bach’ın da değerli öğütlerinden yararlanarak, klavyenin tüm ses genişliğinde eşit bir ötüm elde etmeyi başardı. Augsburg’ da org yapımcısı Johann Anderas Stein (1728-1792) “Alman” veya “Viyana” usülü denen mekanizmalı piyanolar meydana getirdi. 1789’da Stein, ayrıntıları belirtmek için kullanılmakta olan dizliklerin yerine pedal koydu. Andreas ve torunu Johann Baptist Streicher (1796-1871), piyanonun yapısını (Beethoven’in arzusu üzerine) daha sağlamlaştırdı ve ikinci bir otum kapağı ekleyerek daha dolgun bir ses sağladı. Piyano sanayinin gerçek kurucusu Alman Zumpe’ dir, “kılavuzlu” denen mekanik piyanoyu gerçekleştirdi. İlk düz piyanoyu, 1789′ da İrlandalı William Southwell yaptı. Sebastian Erard 1822’de piyano yapım tekniğini geniş ölçüde etkileyen bir yenilik getirdi (ikili itme dilleri). Henri Pape, çapraz tel ve keçeli çekici buldu. James Thom , ekleme demir çatıyı kurdu.

Bu çalgı, büyük bestecilerin en yakını olmuştur, dolayısıyla bu çalgı için verilen bestelerin sayısı ciltler tutar. “Piyanistler diğer çalgıları çalanlara nazaran, çıkaracakları sesleri Piyano üzerinde hazır bulurlar” gerekçesiyle, en küçük yaştan (altı-on) başlayarak, öğrenebilecek çalgılardan birisi, hatta birincisi Piyanodur.

Ünlü Piyanist Sigismund Thalberg: “Çalarken, sesleri uzatmayı, iyi bir ses çıkarmayı ve ses çıkarırken gerekli olan değişiklikleri yapabilmek için, zorunlu olan ilk şartlardan biri her türlü sertliklerden uzak bulunmaktır. Kolda, elde ve parmaklarda mahir bir şantörün sesinde malik olduğu incelik ve bükülmeler bulunmalıdır” diyor ve şöyle devam ediyor: “ihmal edemeyeceğimiz bir tavsiye varsa, o da , çalarken vücudun hareketlerinde büyük bir ölçü olmalı, kolları, elleri büyük bir sükunetle yönetmeli, Piyanoya çok yüksekten vurmamalı, kendi kendini dinlemeli, kendi hakkında sert bulunmalı ve kendi kendine hüküm verebilmelidir. Genellikle, parmaklarla fazla çalışılıyor, fakat kafa ile yeter derecede çalışılmıyor.”

Piyano pedallarının kullanılması hakkında, Antoine Marmontel şöyle diyor : “Pedalları kullanmağa müsaade olunan öğrencilerin büyük bir kısmı onları usulleri saymak için kullanırlar yahut da ayaklarını pedalın üzerine basarlar ve bir daha çekmezler.” Şüphesiz ki, her ikisi de kusur olan bu alışkanlıklara sahip olmamak gerekir. Lavignac: “Pedal sanatı ayağın nasıl konulacağını değil, nasıl çekileceğini bilmektir” diyerek, gerekli öğüdü vermiş oluyor.

PİYANONUN TARİHÇESİ

 KONSOL PİYANO

Tellerin dikey (modern piyano çapraz) olarak bağlandığı dikdörtgen ya da kare şeklinde ayakta duran ses tahtasının korunması amacıyla genellikle duvara yakın tutulan, bu nedenle de duvar piyanosu olarak da adlandırılan konsol piyano konsol piyano kabaca aşağıdaki bölümlerden oluşur.

      • Mobilya tahtası
      • Şase (Pik döküm çelik şase)
      • Ses tahtası (Masif veya lamine)
      • Teller ve akort çivileri
      • Pedallar
      • Klavye (Tuşlar)
      • Mekanizma bölümü (susturucular, alt mekanik, çekiç bloğu, mekanik balkon)

KONSOL PİYANO MEKANİZMASININ BÖLÜMLERİ

       1- Mekanik Balkon

Mekanizmada bulunan temel mekanik, sürdin bloğu ve çekiç bloğunun bağlandığı yere denir.Mekanizma kirişi de denir.Ağaç kullanılarak yapılmıştır.Her üç bloğun vida delikleri bu kısımda bulunduğundan sağlam ve dayanıklı ağaçlardan yapılır.Uç kısımlarından mekanizma yanlıklarına vidalanır. Sürdinlerin tümünü açmaya yarayan ve pedala bağlı kaldıraç bu kısımdadır.

2- Alt mekanik

      • Temel mekanik gövdesi
      • İtme dili
      • Yakalayıcı
      • Yakalayıcı teli
      • Şerit teli
      • Alt mekanik ayağı
      • Susturucu kaşığı
      • Alt mekanik vidası
      • İtme dili yayı
      • Yakalayıcı keçesi
      • Mekanik altlığı

3- Çekiç bloğu

      • Gövde
      • Ayak
      • Çuha, Yastık
      • Geyik derisi
      • Keçe
      • Altlık
      • Yakalayıcı kaşığı
      • Yakalayıcı kaşığı derisi
      • Yakalayıcı kaşığı kolu
      • Çekiç kolu
      • Çekiç çekirdeği
      • Çekiç başlığı üst keçesi
      • Çekiç başlığı alt keçesi
      • Şerit
      • Çekiç Yayı
      • Baskı demiri ve vidası

Piyanonun telleri çekiçle vurularak titreştirilir. Kuşkusuz olay bu kadar basit değildir. Parmağın tuşa basması ile birlikte, çok ince ayarlanmış bir sıra olay birbirini izler. Tele vuracak çekicin vuruşu yapar yapmaz telden ayrılması gerekir ki, telin titreşimini söndürmesin. Çekicin tele vurduktan sonra sıçramasını önlemek gerekir. Hemen, ikinci bir vuruşa hazır olmalıdır. Yani, vuruş mekanizması hızla başlangıçtaki durumuna dönebilmelidir. Ayrıca seslerin birbirine karışmasını önlemek için ardı ardına vuruşlar yapılırken, bir önce titreştirilen tellerin söndürülmesi gerekir. Yani, tuşa basılınca ses başlamalı, bırakınca da kesilmelidir. Bütün bunları büyük bir incelikle yapabilen düzeneğe piyanonun mekanizması denir. Mekanizma, anlaşılması zor, karmaşık bir sistemdir. Bazı piyanoların mekanizmasında 7000’den fazla parça vardır. Demek ki, her tuşa 80 kadar parça düşmektedir.

Çekiçler keçeyle kaplanmıştır. Çekiçler çok sert yada çok yumuşak olmamalıdır. Yumuşak çekiçler donuk, cansız bir ses oluşturur. Sert çekiçler ise çınlayan, acı bir ses oluşturur. Tuşa basılınca ve çekiç harekete geçince tele değmekte olan bir keçe yastık telin üzerinden kalkar. Tam çekicin tele vurmasından önce, bir kaldıraç çekici tuştan ayırır. Zaten hızla hızla hareket etmekte olan çekiç tele doğru hareketine serbestçe devam eder. (Eğer tuşa yavaş yavaş basılırsa çekiç hızlanmaz ve tele vuramaz. Dolayısıyla bir ses oluşmaz.) Tele vurup geri dönen çekiç, geri engeli tarafından (Yakalayıcı) yakalanır ve tutulur. Tuş kalkınca, yastık keçe (Susturucu keçesi) yeniden telin üzerine inerek susturulur.

PİYANO SESİNİN ÖZELLİKLERİ

Piyano frekansını telin boyuna, birim kütlesine ve gerginliğine bağlayan (5.2) bağıntısı ancak ideal esnek teller için tam olarak geçerlidir. Piyano tellerinde ise yapılışlarından gelen bir katılık (esnek olmama) özelliği vardır. Bu özellik, titreşen telin denge noktasına dönme hızını artırır. Yani, sanki tel daha gerginmiş gibi bir etki yapar. Dolayısıyla, telin titreşim frekansı (5.2) bağıntısından beklenenden fazla olur. Teldeki katılığın etkisi yüksek selenlerde daha belirgindir. Bunun sonucu olarak, selenler arasındaki tam sayı oranı bozulur. Yani, adeta piyano telinde selenlerin değil üst seslerin oluştuğu düşünülebilir.

Her şeyleri aynı, yalnızca birinin boyu diğerinin yarısı olan iki esnek teli göz önüne alalım. Kısa telde oluşan sesin frekansının diğerininkinin tam iki katı olması beklenir. Ama teller esnek değilse (piyanodaki gibi), kısa telden çıkan ses uzundan çıkanın üst sekizlisi olmaz; sekizliden biraz daha tiz olur. Öyleyse, piyanoda birbirinin sekizlisi olan tellerin boy oranı 2/1 olamaz; 2/1,06 ile 2/1,03 arasında değişir. Bu orana piyanonun telleme ölçeği denir. Her şeyleri aynı teller kullanılıyorsa, sekizliyi verecek telin boyunun bu telleme ölçeğine göre ayarlanması gerekir. Kuşkusuz, tellerin gerginliklerini ve birim kütlelerini değiştirerek de frekanslar arasında 1/2 oranı sağlanabilir.

Modern piyanolarda kullanılan ses dizisi tampere dizi denilen dizidir. Tampere dizide sekizli aralığı (2/1 aralığı) 12 eşit parçaya bölünmüştür. Buna göre, tampere dizideki yarım sesin bağıl frekansı y12=2/1 eşitliğinden, y=1,060 olarak bulunur. Buna göre, örneğin la4 sesinin frekansı 440,0 Hz. ise la4# sesininki 440,0X1,060=466,4 Hz olacaktır. Veya la4 sesini veren telin boyu örneğin 52,0 cm ise, la4# sesini veren telin boyu 52,0/1,060=49,1 cm olacaktır.

Şimdi, piyanodan yayılan sesin niteliğini değiştiren bazı etkenler üzerinde duralım. Her şeyden önce, tellerin tam esnek olmayışı yüzünden, çıkan karmaşık sesin içindeki selen düzeni bozulduğu için, piyano sesi biraz uyumsuzdur (dersizdir) ve bu uyumsuzluk piyano için karakteristik bir özelliktir. Gerçekten, hem müzikçileri hem de müzikçi olmayan kişileri içeren topluluklara, sentezle oluşturulan seslerden hangisinin piyano sesine benzediği sorulunca, hepsi de, içinde tiz sesler bulunanları seçmişlerdir.

Daha önce de belirtildiği gibi, piyano sesinin içerdiği üst seslerin frekansları, sesin frekansı arttıkça, karşılıkları olan selenlerinkinden gitgide daha farklı olur. Frekans arttıkça, üst sesler gitgide daha diyezli olur. Yani selenler değil üst sesler oluşmakta ve bunların frekansları kendilerine karşı gelen selenlerden gitgide daha büyük olmaktadır. Piyano sesindeki dersizlik apaçık bellidir.

Piyano seslerinin niteliğini etkileyen ikinci bir etken, sesin başlayış ve bitiş (sönüş) biçimidir. Bu, her çalgıda farklıdır. Piyanoda, tele, çekicin vurmasıyla ani olarak enerji verilir. Bu bir ses patlamasıyla sonuçlanır. Patlama çabucak söner. Ama, telin serbest titreşimiyle oluşan ve daha az şiddetli olan ses uzun süre devam eder. Yani, piyano sesi, iki ayrı sesin bileşkesi gibi düşünülebilir. Sönme hızları farklı olan bu iki ses, piyano telinin farklı iki titreşim (birisi ses tahtasına dik, birisi ses tahtasına paralel) yapmasından doğar. Çekicin vuruşu dikey titreşime neden olur. Bu titreşimin enerjisi eşik yoluyla ses tahtasına aktarıldığı için çabucak biter ve titreşim söner. Yatay titreşimin enerjisi ise, tel eşiğe bastırılarak titreşmediği için (boyuna titreşim) ses tahtasına kolayca geçemez. Dolayısıyla ses uzayıp gider.

Piyano sesini karakterize eden etkenlerden biri de, bütün üst seslerin sönme hızının aynı olmamasıdır. Bazı seslerin önce sönüp sonra tekrar canlanması dikkat çekicidir. Bazı sesler de düzgün biçimde sönmektedir. Dolayısıyla, piyano sesinin tınısında zaman içinde değişiklik olmaktadır.

Piyano sesine özellik sağlayan başka bir etken, bir tek perdeyi elde etmek için birlikte seslendirilen iki veya üç telin düzenlerinin birbirine tam uymayışından doğan vurulardır. Az sayıda vuru sese sıcaklık katar. Bu nedenle, piyanonun sesi dinleyiciler tarafından sıcak bulunur (Çok sayıda vuru rahatsızlık verir). Sesin sıcaklığı kuşkusuz öznel bir niceliktir. Ama bunun vurularla ilgili olduğu da kuşkusuzdur. Nitekim, birkaç keman tarafından tek sesli olarak çalınan bir melodi sıcak bulunur da, aynı melodi tek bir keman tarafından çalınınca sıcak olmadığı söylenir. Çünkü, tek kemanda vurular oluşmaz. Ayrıca, tam ve kesin frekanslı selenlerden elektronik olarak oluşturulan sentetik sesler de, vuruların yokluğundan dolayı, sıcaklıktan yoksundur.

Piyanonun sesine özellik veren bir diğer etken; çalgının diğer kısımlarından (teller dışındaki kısımlardan) gelen seslerdir. Özellikle, tiz seslerde, çekicin tele vurmasıyla oluşan vurma sesi çok dikkat çeker. Pedal gürültüleri, vurulmamış olan tellerin vurulanlara uyarak titreşmeleri, vb.., bir piyanonun sesini tanımamızı sağlayan ipuçlarıdır.

PİYANO ALIMI VE KULLANIMI İÇİN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

      • Piyanolar, marka, model, kalite, kullanım amacı ve fiyatlarına göre değişkenlik göstermektedir. Piyano, sadece bir mobilya değildir. Önemli olan kullanım amacınız ve bütçenize en uygun piyanoyu bulabilmenizdir. Aynı marka aynı kalite, aynı boy, aynı teknik özelliklere sahip ve aynı yılın piyanoları bile kendi aralarında değişkenlik göstermektedir. Bu yüzden piyano alırken mutlaka bir uzman yardımı alınız.
      • Piyanonuzun mobilyasının rengi güneş ışınlarından dolayı zamanla solabilir. Bu yüzden piyanonuzu direkt güneş ışınlarına maruz kalmamalıdır.
      • Piyanonuzun bulunduğu ortam çok kuru, çok rutubetli, çok sıcak yada çok soğuk olmamalıdır. Özellikle piyanonuzun arka kısmını dış cepheye bakan duvarlara ve pencere yakınına yaslamayınız. Ayrıca piyanonuzu kalorifer, soba, klima gibi cihazların yakınında bulundurmayınız.
      • Piyanonu iç mekanizması keçe, deri, çuha ve güderilerden meydana gelmektedir. Bu maddelerin en büyük düşmanı güve ve faredir. Bu yüzden piyanonuzun alt kısmında fare zehiri, keçenin yoğun olduğu yerlerde ise güve barındırmayacak maddeler (Güvesavar, naftalin) bulundurunuz.
      • Piyanonuzun taşınmasını, ilk regülajını ve akordunu mutlaka uzman bir yetkiliye yaptırınız.
      • Piyanonun düzeninin uzun süre bozulmaması için tellerin gerginliklerinin korunması gerekir. Yani, ayar (akort) çivileri tellerin zorlaması altında eğilmemelidir. Bu durum çivilerin zamanla aşırı gevşemesine ve akort tutmamasına neden olacak pahalı arızalara neden olabilir. Ayar (akort) çivilerine gerekli dayanıklılığı sağlayabilmek için piyanonuzun akordunu yılda iki kezmutlaka yaptırınız (en sağlıklı seçim, ilkbahar ve sonbahar aylarıdır).
      • Profesyonel bir piyanist, her provadan önce piyanosunu akort ettirdiği gibi konserden önce de akort ettirmektedir.
      • Piyanodaki deri, keçe, çuha ve pimler vs. kullanımdan dolayı zamanla aşınacağı için gerekli bakımını ve onarımını zamanında yaptırınız.
      • Yukarıdaki hususlara dikkat etmeniz piyanonuzun ömrünü uzatacak ve performansını her zaman en üst seviyede tutacaktır.