Piyano pedagojisinin temel özellikleri

Başlangıç piyano eğitiminin temel amacı, öğrencinin ileride gereksinim duyacağı piyanistik gelişimine temel oluşturacak kaliteli altyapıyı sağlamaktır. Bu eğitim, öğrencinin kişisel gelişiminde de, duygusal bileşenlerinin derinleştirilmesi ve terbiye edilmesi, sanatsal yönlerinin gelişmesi, motor becerilerinin artması gibi çok yönlü ve olumlu etkiler yaratır.

 Günümüz pedagoji anlayışlarının genel yaklaşımı, başlangıç piyano eğitiminin bilimsel bir süreç olduğu ve bu süreçte bilimsel yöntemlerden yararlanılması gerektiği üzerinedir. Artık, merkezi sinir sistemi ve bunun fonksiyonlarının önemi daha iyi bilinmektedir. Pek çok ülkede piyano eğitimcileri, bu konuda uzmanlaşmış okullardan ya da bu iş için hazırlanmış kurslardan geçmek zorundadır.

   Çalgı pedagojisinin en temel sorunlarından biri, müziksel ve teknik ders bölümlerini dengelemektir. Bu, eskiden beri gelen bir sorundur. Eskiden, farklı iki eğilim vardı: eğitimin ilk ekollerinde, teknik gelişme çok ön plandaydı, müzikalitenin, kişinin içinden geldiği kabul edilirdi. Bu görüşe karşı olarak da, maksimum müzikalite ve müziksel düş gücünün teknik problemleri kendiliğinden bertaraf edeceği görüşü savunuldu. Her iki görüş de, gelişme için önemli ve haklıdır. Çalışmada sıradışı görüşler kabullenmek yerine, bir denge sağlamak daha doğru olabilir.

   Bir diğer önemli sorun, dersleri çocuklar için çekici hale getirmektir.

   Günümüzde, dünya çapında kabul gören, “işitsel yöntemlerin” kullanımı ve çocuklar için başlangıç yaşının 4-6 arası olduğudur. Öğretim malzemesi melodik ve ritmik tekerlemeler, halk şarkıları, çocuk melodileri gibi materyallere dayanmaktadır. (Ancak bu konu, Türk piyano eğitim sisteminde, olması gerektiği gibi kullanılamamaktadır). Küçük eğitim bestelerinde bile, kalite ve çeşitlilik önemli olmalıdır. Repertuvar seçimi sadece teknik öğelere göre değil, müzikal öğelere göre de yapılmalıdır.

   İlk dersten itibaren öğrenci, müzikal cümlelerin ve ifadelerin mantığını anlamaya yönlendirilmelidir. Tanıştıkları her yenilik, onlara, sadece mekanik yorum getirmemelidir. Pratik çalışmada her yeni konu, basit bir doğaçlamayla, sorulan bir müzik bilmecesiyle, grafik gösterimle pekiştirilmelidir.

Piyano başlangıç eğitimini üç ana bölümde inceleyelim:

Piyano dersi kursu Ankara

   1. Öğrencinin Piyanoyla Müziksel Gelişimi: Entonasyon ve ritmik alıştırmalar, müziksel hafıza gelişimi ve kaliteli piyano tonu elde etme .

   2. Piyano Çalma Tekniği: Bu konu tonu ve hafızayı kapsamakla kalmaz, aynı zamanda hareketsel temel teknikleri ve bu tekniklerle bütün vücudun aktivitesini de kapsar. Çocukların elini beş parmak pozisyonunda sabitlemiyoruz – kolu tamamen kullanarak, serbest hareketlerle parmak ucundan güzel ton çıkmasını sağlıyoruz. Her bir parmakla portamento, ardından gruplama, diğer tuşelemeler ve sonraki aşamalar geliyor. En başından beri çocuk, piyanonun tamamında çalar – tüm siyah ve beyaz tuşlarda. Farklı tonlara transpoze yapılır.

   3. Notadan Çalma: Bu konu da önceki ikisiyle beraber düşünülmeli ve çocuk en başından itibaren notadan çalmaya hazırlanmalıdır. Daha sonra, kağıtta gördüğü nota onun işitmesine yol açmalıdır. Dolayısıyla notalar, piyanodaki tuşları değil, sesleri ifade etmelidir.

   Ünlü Rus pedagogu A.D. Alexejev, kendi kitabında bu konuyu ve piyano eğitim yöntemlerindeki yanlışları çok güzel açıklamaktadır:

   “En büyük yanlış, öğrenciyi, müzikal temel vermeden, en başta notalarla tanıştırmaktır. Bu durumda öğrenciler müziksel anlamları kavrayamamaktadırlar. Tona ve sanatsal kaliteye önem verilmemektedir.”

   Başlangıç Öğrencisinin Piyano Dersinde Psikoloji ve Pedagoji Bilgilerinin Pratik Uygulamaları:

   Polonyalı pedagog Markiewiczova’ya göre, başlangıç piyano derslerinin en önemli iki kişiliği olan öğretmen ve öğrenci, farklı karakterlerdedir. Öğretmen, kişiliği oturmuş, sabit bir uzmandır. Öğrenci ise, tüm olayın etrafında döndüğü kişiliktir, karakteri ve psikolojisi, kişiden kişiye ve zamandan zamana göre değişir. Her bir öğrencinin karakteri ve psikolojisine bağlı olarak, farklı öğretim yöntemleri kullanılmalıdır.

   Başlangıç öğretmeni, ders süresince çocukla ilişki kurmak ve bu ilişkiye dayanmak zorundadır. Eğer bu öğretmen, çocuğun ilk öğretmeniyse, bu gereklilik daha da büyük önem kazanır. Bu nedenle, sadece iyi piyanist olmak ya da psikoloji bilgilerine hakim olmak yetmez, ayrıca pedagojik kabiliyet ve geniş bir ufuk da gereklidir. Güçlü karakter, geniş kültür, insan ilişkilerinde iyi olmak ve çocuklarla sağlam ilişkiler kurabilmek, çok önemli mesleki zorunluluklardır. Bütün öğrenciler mükemmel piyanist olmak zorunda değildirler. Müzikle daha yakın ilişki kurmaları, zevk almaları ve yaptıkları aktiviteden memnun olmaları, genel amaç olmalıdır.

   Piyano dersi kursu AnkaraEn baştan itibaren öğretmen ile öğrenci arasında arkadaşça bir bağ kurulmalı ve yakın duygulara ve düzene dayalı ilişki sağlanmalıdır. Başlangıçtaki inatçılıklar, öğretmenin arkadaşça yaklaşımlarıyla atlatılabilir. Hiçbir zaman çocuklarla ilişki katı olmamalı, onlra karşı sert tutum alınmamalıdır. Öğrenciye müzik dışında, pozitif karakter özellikleri kazandırmak da, amaçlarımızdan biri olmalıdır.

   Piyano eğitiminin başlangıcında çocukların karakteri çok işlenebilir durumdadır. Yetersizlikleri (ve eksiklikleri) vardır ki bunları aşabiliriz; bunun yanında etkileyici karakteristik özellikleri de vardır ki bu nedenle öğretmenin, öğrencinin karakterini anlaması çok önemlidir.

   Çocuklara kapasitelerini zorlayan ödevler verildiğinde, genellikle tatlarını kaybederler ve korkarlar. Yetenekli bir öğrenci, bu zor ödevleri başarabilir, ama zamanla yarış atı durumuna düşüp piyanodan ve müzikten soğuyabilir. Bunu önleyebilecek tek şey, anlayışlı öğretmenin doğru repertuvar seçimidir.

   Doğru repertuvar seçimi zaman, çalışma ve tecrübe isteyen bir iştir. Öğrencinin ilgisini çeken bestelere sıklıkla yer verilmelidir. Ayrıca, öğretmenin, öğrencisinin sınırlarını keşfetmek için repertuvarında çeşitlilik yaratması da anlayışla karşılanmalıdır.

   Piyano eğitimi, büyük istek, sabır ve disiplin gerektirir. Bütün eğitim süresi boyunca bunları elde etmek zorundayız; bununla beraber, bunları garanti eden bir yöntem de bulunmamaktadır. Bu eğitimden onların en büyük kazancı, müziğin ve piyano çalmanın heyecanıdır. Piyano dersleri çocuklar için ilginç olmalı, onların yaratıcı aktivitelerini ve düş güçlerini geliştirmelidir. Öğretmenin rolü sadece teknik becerileri geliştirmekle sınırlandırılamaz.

   Teknik gelişim çocuklara ilginç gelmelidir. Tekniğin çok ön planda olduğu eski zamanlarda, aynı alıştırmaların sürekli mekanik olarak tekrarı öğrencide hissetme kaybına neden olmaktaydı. Bu, günümüz piyano pedagojisinin teknik çalışmaya önem vermediği anlamına gelmez. Çabuk, derin ve yaratıcı alışkanlıklar için, piyano çalmanın temel teknikleri gereklidir. Bununla beraber, teknik çalışmanın yöntemi ve motivasyonu değişmiştir. Öğrenciler müziksel içeriği anlamalı, alıştırmanın öğrettiğini kavramalı ve teknik zorlukların üstesinden gelmeyi başarmalıdırlar.

   Müziği sadece hissetmek yetmez, onu anlamak da gereklidir. Eskiden bu anlayışın, yaşı daha büyük olan öğrenciler için geçerli olduğu düşünülürdü ve malesef geç kalınırdı. Bu yüzden öğretmen, öğrencilerinin sadece duygularla çalmasını değil, öğretilmiş -çalışılmış bilgilerle “anlayarak” çalmasını da sağlamalıdır. Piyano dersi öğretmenin pasif önerileri ve istekleriyle geçemez. Diyalog olmalı, ortak yaratıcı süreçten geçilmeli, böylece her iki tarafa da güzel şeyler vermelidir. Ders diyalogları sadece sözcüklerle değil, öğretmen ve öğrencinin piyano çalışıyla da olmalıdır. Öğrenciye müzikal sorular, açıklamalar ve bilmeceler sunmalıyız. Onların kendi başlarına müziksel gizleri ortaya çıkartmalarını sağlamalıyız. Evde ödevler yapılırken öğrenci yaptığı hataları kendi başına duyabilmelidir. Her türlü durumda öğrencinin kendi fikirlerini açıklamasına izin verilmelidir.

   Ülkemizde çocuklar genellikle 6-8 yaşları arasında piyanoya başlıyorlar. Dünyada, son çeyrek yüzyılda, ülkemizde de son birkaç yılda, okul öncesi eğitime yönelik bir eğilim mevcuttur. Bu, dört yaşından itibaren olmaktadır. Dört ile sekiz yaş arasında çocuklar çok hızlı gelişirler, o yüzden aynı yöntem ve materyalleri kullanmak doğru olmaz. Bizim için çocuk psikolojisine uygun çalışmak çok önemlidir. Öğretmen, çocuğun sadece müziksel değil, zihinsel ve bedensel gelişmesine de önem vermelidir. Okul öncesi çağın önemli avantajları vardır. Öncelikle çocuğun okul için yapması gereken zorunlulukları ve ödevleri yoktur. Piyano dersleri onun için yeni bir zorunluluk gibi gelmeyecektir.

   Farklı zihinsel, fiziksel, psikolojik düzeylere saygı duymalıyız. Okul çağı çocuklara notalar, şemalar gibi kavramsal materyaller gösterirken, okul öncesi öğrencilere, hafızasını kullanarak eğitim yapmak daha iyidir. Okul çağı çocuklara genellikle hatayı düzeltmek için söylemek yeterli olurken, okul öncesi çocuk, öğretmeni taklit etmek ve defalarca tekrar etmek gereksinimi duyar; başka türlü yaptığı hatalar kalıcı olabilir. Okul çağındaki çocuk bestenin duygusal karakterini (üzgün, neşeli vs) sözcüklerle ifade edebilirken, okul öncesi çocuk aynı tepkileri veremeyebilir.

   Piyanoya başlangıç pek çok farklı öğeden oluşur – müziksel işitme, hissetme, piyano çalmanın teknik becerileri gibi. Öğretmen, her bireye uygun programı çeşitlilikle hazırlamalıdır. Uygulanan program, derste, çocuğun yorulmasına olanak tanımamalıdır, çünkü, çocukların sorunu fiziksel yorgunluk değil, dikkat verememedir. Eğer dikkatin dağıldığı hissedilirse, farklı bir aktiviteye geçilmelidir. Okul öncesi dersler de çok uzun olamaz, örneğin Rus yöntemine göre, en fazla 45 dakika olabilir – o da, ders hoşlarına giderse…

   Çocuklar harekete açtır. Derste onların hareketsel aktivitelerini ortaya çıkaracak durumlar olmalıdır. Öğrenci oturur, kalkar, hareketli alıştırmalar yapar ama bunların hepsi dersle bağlantılı olmalıdır. Pasiflik, işin temposunu yavaşlatır ve dikkat toplamak için fazladan zaman kaybedilmesine neden olur. Çocuklar sistemli çalışmayı alışkanlık haline getirmelidirler. Bu, evde tek başına öğrenilmez, derste gösterilmelidir ki, en azından bazen hatırlayabilsinler.

   İlk dersten itibaren öğrencinin, çalgıyla duygusal bir bağ kurması için çalışılmalıdır. Okul öncesi çocuklar için piyano, en popüler oyuncak haline gelmelidir, ancak öğrencinin, bu oyuncağı ciddiye alması da sağlanmalıdır. Okul çocuğu için ise, hergün ona zaman ayırabilen, onunla çok şey paylaşabilen iyi bir arkadaş olmalıdır piyano.

   Her öğretmen öğrenciyi takdir etmenin / ödüllendirmenin önemini bilir. İyi yapılmış iş sadece sözle değil, aynı zamanda, müzikle de ödüllendirilmelidir. Örneğin öğrenci, iyi yapılmış bir çalışmadan / ödevden sonra, ödül olarak güzel bir beste çalmaya hak kazanabilir, öğretmeniyle dört el çalabilir, doğaçlama yapılabilir.

   Piyano dersleri için velilerin yardımı ve ortak çalışması çok önemlidir. Öğretmen daha Piyano dersi kursu Ankarailk dersten onlarla konuşarak temel konular hakkında bilgi vermelidir; ayrıca, okul çağındaki çocukların ev ödevi konusunu aileyle birlikte hazırlamalıdır. Evde, sistemli şekilde çalışmaya başlamak zorunlu olmalıdır, ancak bitirmek saate bağlanmamalıdır. Sadece programda yazıyor diye çocuklar bir on dakika daha neden çalmak zorunda olsunlar? Eğer istek duymazlarsa, kalite de olmaz.

   Velilerin kaliteli müzik aracılığıyla çocuklarıyla kontak kurmaları çok önemlidir. Evde çaldıkları müzikler, onlar için sadece bir ödevden ibaretken, iyi icra edilirlerse, zevk haline gelebilirler. Evde, en azından kısa sürelerle de olsa, seçilmiş kaliteli müzik dinlenmelidir – aileyle müzikli tiyatrolara, konserlere gidilmelidir. Ancak, dikkat edilmesi gereken bir nokta, öğretmenin, velilerle konuşurken dikkatli olması, yardıma çağırırken otorite krizi yaratmamasıdır.

   İlk derse, diğer derslerden daha fazla önem göstermek gereklidir. Büyük olasılıkla veliler, çocuklarını nasıl davranmaları gerektiği konusunda uyarmışlardır – bu da, başlangıçta sıkıcı bir atmosfere yol açabilir. Öğretmen, aksine, iyi bir atmosfer yaratmalıdır; ilginç birşeyler gösterebilir, piyano çalabilir, öğrenciyle iyi bir ilişki kuracağına inandırabilir, okuldan, onların okul arkadaşlarından bahsedebilir. Genelde çocukların büyük çoğunluğuyla hızlı bir ilişki kurulur ve onlara hemen birşeyler öğretmek mümkün olur. İlk derste, zor olmayan ev ödevi verilmelidir.

   Modern eğitimcilik bize çok katı yöntemler kullanmamamızı, olaylara, kapasite ve karaktere göre değişik yöntemler izlememizi söylüyor. Okul öncesi çocuklarla yapılan dersler farklı kısa bölümlerden oluşmalıdır.

   Bir örnek verecek olursak:

      • Çalışma için gerekli ruh halini oluşturmak
      • Çalgıya ilgi uyandıracak bilmece
      • Öğrenci, aynı şekilde tekrar eden bir ritim kalıbını çalarken, öğretmen, güzel müzikal fikirlerle ona eşlik eder.
      • Müzikalite ve düş gücü geliştirme alıştırması
      • Yeni şeyler göstermek ve ev ödevi hakkında açıklamada bulunmak
      • Müziksel formların grafiksel gösterimi
      • Eski ödevin tekrarı
      • Dersin değerlendirilmesi

Piyano dersi kursu Ankara

   Okul öncesi çocuklarla yapılan derslerde dikkat edilmesi gereken diğer noktalara da değinelim. Önemli konuları sık sık tekrar etmek ve doğru anlaşılıp anlaşılmadığını kontrol etmek gerekmektedir. Söylediklerinden ya da yaptıklarından, onun, anlatılanı gerçekten anladığına ikna olmalıyız. Çocuk anladığını zanneder, ama kendi doğru bildiğini anlamış olabilir – kontrol etmeliyiz.

   Ev ödevi büyük olmamalıdır ve öğrenci tarafından iyice anlaşılmalıdır. Eğer bundan emin olmazsak vermemeliyiz. Ödev kontrol edilirken, genelde, öğretmenlerin eğilimi, sabretmemek ve sürekli düzeltmek yönündedir ve bu kesinlikle yanlıştır. Eğer ödev, sonuna kadar hazırlanmışsa, mutlaka sonuna kadar dinlemeliyiz. Tamamını dinledikten sonra önce pozitif noktaları belirtmeliyiz. Problemleri de kesintisiz sıralamamalı, birer birer ele almalıyız.

   Başlangıç düzeyinde olanlar için her derste “müziğin güzelliği” için bir bölüm ayırmak gereklidir, burada öğretmen, kendi müzik aşkını onlara aşılamaya gayret etmelidir. Duyguları müziğe, müziği duygulara çevirmeyi öğretmek, önemli bir amaç olmalıdır.

   

   I. ÖĞRENCİNİN MÜZİKALİTESİNİ GELİŞTİRME

   Öğrencinin müzikalitesini geliştirmek birincil amaçtır. Çocuklar öncelikle yaşamak, (tecrübe etmek), sonra öğrenmek isterler. Çocuklara müziği öğretmenin ve yorumlatmanın yolu da, iyi bir işitmeden geçer.

   Kulak alıştırmalarını seçerken en temel özellikleri kapsamalarına özen göstermeliyiz. Eğer öğrencinin müzik temeli varsa, en basit alıştırmaları vermemeliyiz, bunların üstünden kısaca geçmeliyiz. Öğrenci için, çalgıdan çıkartacağı kaliteli ton, çok önemlidir. İşitsel kontrol olmadan, mekanik çalma yoluna gidilmemelidir.

   Müzikaliteyi geliştirmenin önemli adımlarından birisi, ritmik okumayı geliştirmektir. Başlangıçta metrik-ritmik sorunlar ciddidir. Onlara en çok yardım edecek olan ise, sözcüklerdir. Görüntüye dayalı örnekler ve yürüyüş de kullanılabilir. Mekanik sayma yerine, dil bağlantılarını kullanabileceğimiz, çocuk tekerlemeleri ve benzeri kalıplar kullanmalıdır. Doğru ritimli metinler çocuklara daha kolay ulaşabilir. Metrik his oluştuktan sonra, sayıma geçilebilir.

   Önemli bir konu da müziksel hafızadır. Çocuğun ezber yapması motive edilmelidir. Çocuklar, duyduklarını tam olarak realize etmelidirler. Yapılan analizler, kuru ve aşırı teorik değil, tarih boyunca yapıldığı gibi “güzel çalış” üstünden yapılmalıdır. Kuru bir takım ifadelerle müzik anlatılamaz – incelenemez. Okul öncesi çocukların öğrenmekten zevk aldığı ve problemsiz başardıkları şeyler arasında, aralıklar, akorlar (transpoze edilen – seçilmiş), tekrar edilen ya da transpoze edilen formları duymak, müziksel cümleyi kavramak, nüansları şarkıya ya da besteciğe uygulamak, formları fark edebilmek, farklı artikülasyonları yapmak sayılabilir, ancak bunlar, öğretmeniyle beraber ve onun yardımıyla gerçekleşebilir. Müziğin mantıksal düşüncesi olmadan, sadece mekanik-teknik tehlikelidir. Bu şekilde kaliteli ezber, daha iyi düş gücü, konsantrasyon ve yorum sağlanabilir. Bu, teknik ilerlemeyi de hızlandırır.

   Öğrencinin müzikalitesini geliştirmek için üç ana başlıkta açıklamalar verelim:

   I) Müzikte Zamanlama

      1. Vuruş – müziğin nabız atışı
      2. Ritm
      3. Tempo

   II) Piyano Tonunun Yüksekliği, Gücü ve Rengi

      1. Entonasyon – melodi, aralıklar, akorlar
      2. Tonun kalitesi ve karakteri, dinamikler, pedal
      3. Transpozisyon

   III) Müziksel Fantezi ve Düş gücü Gelişimi

      1. Müziksel fantezi gelişimi, doğaçlama
      2. Temel elementlerle armoni, çokseslilik ve form çalışması
      3. İçsel işitme ve müziksel dinleme
      4. Dört el çalma ve piyano eşliği

   

   Piyano dersi kursu AnkaraI) Müzikte Zamanlama

   1. Vuruş – müziğin nabız atışı:

   Metrik hissiyatı geliştirmek temeldir- çocuğun müzikalitesini bunu temel alarak kuruyoruz. Metronomik vuruşları bir makinadan çıkan kuru mekanik vuruşlar olarak değil, müziğin kalp atışları olarak vermeliyiz. Müzik, bir öyküyle anlatılabilir: vuruşların karakteri de, bu müzikal öykünün içinde kendine anlam bulabilir. Çocuk da, bu masalın içinde, vuruşları iyi duyarak ve anlayarak yürüyebilir, hareket edebilir.

   – Birbirini tekrar eden zaman aralıklarına dikkat çekiyoruz: saatler, düşen su damlaları, nefes alışımız vs.

   – Dört vuruşlu marş dinliyoruz. Çocuk, öğretmen çalarken el çırpıyor, yürüyor, tek sesle öğretmene eşlik ediyor.

   – Tekerlemelerde, her hecede el çırptırıyoruz. Öğrenci tekerlemenin ritmini eliyle vuruyor, o ritmle yürüyor. Aynı anda şarkıyı söylüyor.

   – Vuruş hissi anlatılırken, susların karmaşa yaratmasına izin vermiyoruz. Eğer beste bitmezse, müziğin aynı şekilde devam ettiğini anlatıyoruz. Sus olduğunda ise, diğer sesleri dinlediğimizi, ancak bunu yaparken, düzeni bozmamamız gerektiğini açıklıyoruz. Sus süresince, yürüyüşümüzdeki düzene dikkat ediyoruz.

   – Çocuk tanıdığı parçayla yürüyor, öğretmen çalmayı kestiğinde çocuk yürümeye ve “aklından” söylemeye devam ediyor.

   – Yürüyüşle yapılan tekerlemeler de, çocuğun gelişimine yardımcı olur.

   – İki, üç ve dört adımlı alıştırmalar yapılıyor. Örneğin, iki adımlı bir soru soruluyor ve yanıtı da iki adımlı isteniyor.

   – Öğretmen besteyi çalarken, öğrenci eliyle vuruşlarını takip ediyor.

   – Eksik ölçü (upbeat) için, ayağını bilekten kaldırıp, kuvvetli zamanda yere vuruyor.

   – Çocuklar, orkestra şefi gibi yönetmek ve ritim vurmaktan hoşlanırlar. Eski pedagojik yöntemlerde bu uygulama, derslerin ayrılmaz parçasıydı. Öğrenciye, nasıl vurması gerektiği iyi anlatılmalıdır ve çalınanı dinlerken, hareketleri müziğin karakterine uygun olmalıdır. Kollar serbest, bütün vücutla uyum içerisinde, nüanslara ve tempoya uygun yönetmelidir. Öğretmen, uygun ortamı ve atmosferi öğrenci için yaratmalıdır ki çocuk, müziği bütün vücudunda ve ruhunda hissedebilsin.

   Metrik hissiyatı daima müzikal materyalle bağlantılı olarak geliştiriyoruz. Tempo değişikliklerinde ya da ifadede büyük kesinlikler istendiğinde, metronom kullanabiliriz; ancak, metronomu ölçmeye dayalı kullanıyoruz, tedavi amaçlı değil. Çocuklar bu tür mekanik oyuncakları severler. Metronom, metrik hissiyatın gelişmesindeki yegane araç olarak görülmemeli ve bu şekilde kullanılmamalıdır – yoksa doğallığı öldürebilir.

   Vuruşlardaki kesinlik ve bunun temel hale gelmesi, bestelerin hazırlanması ve yorumlanmasında yardımcı olur. Bach’ın bazı eserlerinde olduğu gibi, belirli durumlarda, sabit tempo, bestenin karakteri hakkında da fikir verir.

   Bütün bunlara rağmen gerekli metrik yeterlilik ve dikkat sağlanamıyorsa, o zaman uzun vadede yorumda ve müziksel anlamada eksiklikler vardır ve gelecekte de olabilecektir demektir.

   

   I.2. Ritmik Hissiyatı Geliştirmek

   Ritmik öğeler, müziksel aktiviteler sırasında çok önemlidirler. Bu hassaslığı geliştirmek için, aşağıdaki alıştırmalar yararlı olabilir:

   – Çocuk, öğretmenle birlikte basit ritmleri el çırparak, çalarak ya da tempo tutarak yapar. Burada öğretmen, ritmik kesinliğe dikkat etmelidir. El çırpıldığı zaman kol serbest olmalı ve vuruştan sonra hareket bütün ritm boyunca devam ettirilmelidir.

   – Suslar, ritim çalışmalarında önemli yere sahiptirler. Pasif olarak anlaşılmalarına, kısaltılmalarına, müziksel olarak yorumlanmamalarına kesinlikle izin verilmemelidir.

   – Karmaşık ritimler icra edilirken, genellikle çocuklar, öğretmenlerinin kolayca fark edebileceği yanlışlar yaparlar. Bu durumda, hecelemesinden faydalanabileceğimiz sözcükler bulunmalıdır.

   Çalışmanın başında bestenin ritmine ait kesin fikir elde etmek gereklidir. En baştan doğru ritm sabitlenirse, düzeltmek için vakit kaybedilmez.

   Başlangıç öğrencisinin yaşı, öğretmene, ritmik konularda istediği gibi davranma özgürlüğünü bırakmaz. Çocuklar müziğin ritmini kesin olarak anlayıp hissedebilecek yetidedirler; ancak çalma sırasında belirli hataları görmezden gelirler, buna dikkat edilmelidir. Aynı zamanda ritmin karakterini anlamamak, yorum sırasında pasifliği artırır ve yaratıcılığı köreltir.

   

   I.3. Tempo

   – Bestenin karakteri ve içeriği ile temposunun ilişkisini kavratmak, öğrenci açısından önemlidir.

   – Doğru temponun seçimi için, müzik cümleleri üzerinde öğrenciye yanlış tempo seçiminin besteyi tamamen amacından uzaklaştırabileceğini gösteriyoruz. Çalmaya başlamadan önce tempoyu hayal etmek gereklidir. Genellikle besteye başlamadan, ilk ölçüleri çalarak değil de, belirli cümleleri çalmak ve buna göre tempoyu belirlemek yararlı olabilir.

   – Tempo değişimi: örnekleri ya teknik alanlardan ya da duygusal alanlardan seçiyoruz – örneğin küçüklerin anneleri olmadan heyecanlanmaları ve o gelince rahatlamaları gibi.

   – Tempo rubato: en başından beri çocuklara hissetme yetisini kazandırmaya çalışıyoruz: ne zaman müzik konuşuyor, ne zaman dans ediyor, ne zaman resim çiziyor gibi. Çocuklara zaman konusunda iyi bir denge kurmayı öğretiyoruz. Ne zaman rüzgarı arkasına aldığını, ne zaman ona karşı gittiğini; ne zaman vaktin dar olduğunu, ne zaman yeterli olduğunu; ne zaman yokuş yukarı ne zaman yokuş aşağı koştuğunu vs. Rubato dalgalanmaları bütün cümlelerde uygulamaktan kesinlikle kaçınıyoruz.

   

   II PİYANO TONUNUN YÜKSEKLİĞİ, GÜCÜ VE RENGİ:

   

   II.1 Entonasyon-melodi, aralıklar, akorlar

   Dolu ve yüksek ton elde etmek, müziksel yaratıcılığın diğer bütün öğeleriyle ilişki içindedir.

   -Her bir sesi piyanoda iyi kalitede çıkartmak için, öğrenci, kolay formlarda, ses duyulduğu sürece bu perdeyi söylüyor; daha zor / karışık durumlarda ise, ses kesildikten sonra söylüyor. Sesi tam olarak söyleyemiyorsa, kesin biçimde duyamadığından emin olunmalıdır.

   – Melodiyi hatırlamak ve yeniden üretmek için, başlangıçta çocuk, tekerleme formunda basit melodileri tekrarlıyor. Bu tür melodik pasajları, ritmlerini karmaşıklaştırarak, dinamiklere dikkat ederek ve sesler arasındaki melodik ve mantıksal ilişkilere uygun olarak genişletiyoruz. Düzgün nefes alımına dikkat ediyoruz ve bunu unutmuyoruz. Bu çalışmada artık tek ses entonasyonu o kadar önemli değildir – önemli olan bütün melodiyi düzgün çıkarmaktır. Eğer öğrenci entonasyon hatası yapıyorsa, onu düzeltmeye dikkat ediyoruz.

   – Öğrencinin, kulaktan, piyanoda çıkartabileceği türden basit şarkıları söyleyebilmesi önemlidir. Çocuk yaratıcı söylemeli, metnin ve müziğin içeriğine uygun davranmalıdır.

   – Söylenen melodinin klavyede aranması: Eğer öğrenci çalgının sesini tam olarak bulamazsa öğretmen sesi uzatabilir. Melodi aramayı çocuğa öğretmeliyiz – başlangıçta ona yardım etmeliyiz. Alıştırmayı klavyede oryantasyonla birleştirmeliyiz. Kulaktan çalmaya başlamadan önce takip eden sesle ilişki kurmayı öğretiyoruz. (sesler aynı, ikincisi daha yukarıda/aşağıda vs.) Melodiyi dinlerken, öğrenci koluyla melodiyi takip eden hareketler yapıyor. Yukarı, aşağı ya da aynı yerde. Bundan sonra, öğrenciye, melodik çizgiyi şu şekilde anlatıyoruz: merdiven profili çiziyoruz, çocuk dinlerken ya da melodiyi söylerken merdivenin basamaklarını işaretliyor. Burada merdiven sağa ve sola piyanonun sesleri gibi gidiyor. Çocuk melodik adımların büyüklüklerinin farkına varıyor. Örneğin: ikili adım, dörtlü atlama gibi.

   – Aralıklar: Önceki alıştırmalarla artık, melodik ve armonik olarak aralıkları kavratacak ortamı yarattık. Aralıkları öğrenmek sadece öğrencinin rölatif kulağa sahip olmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda bunların karakterlerini ve her birinin yorumunu – duygusunu da görmek gereklidir. Melodik ve armonik olarak çaldığımız aralıkları öncelikle isimlendiriyoruz. Öğrenci şarkıda duyduğunu sonra söylüyor, çalıyor, ismini veriyor, bestlerin içinde tanıyor. Bu, okul öncesinde rahatlıkla yapılırken, daha büyük öğrencilerde soruna neden olabilir. Aralıkları bilmek, piyanoyu çalarkenki işitmeyi, doğaçlamayı ve transpozeyi iyi sağlayarak, daha renkli yorumun anahtarı olur.

   – Akorlar, melodiler ve aralıklarla birlikte sabitlenmelidir. Alıştırmalar arasında, dengeli bir biçimde verilmelidirler. Dikey ve yatayı geliştirmek piyanistler için çok önemlidir.

   – Bir ya da birden fazla sesin duyulması: başlangıçta çocuk bir ya da daha fazla ses olup olmadığını ayırt ediyor, ardından seslerini veriyor. Basit aralıklardan başlıyoruz, öğrencinin kavrayış kapasitesine göre daha karmaşık olanlara karar veriyoruz. Son etaplarda öğrenci klavye üstünde akorları yeniden yapılandırıyor ve bunlarla basit doğaçlamalar gerçekleştiriyor.

   Akorların duygusal yönleri de incelenmelidir çünkü her biri, bize farklı bir renk sunar. Öğrenci akorun her bir sesini ayırabildiği gibi, genel rengi de iyi kavrayabilmelidir.

   

   II.2. Tonun Kalitesi ve Karakteri, Dinamikler, PedalMüzik, çocuk gelişimi ve öğrenme

   – Ton kalitesinin müziğin içeriği ve karakterine olan bağlılığının anlaşılması: en başından beri çocuğun dikkatini sesle ilgili konulara çekiyoruz-çünkü öğrencinin dikkati bazen klavyede farklı arayışlara ya da diğer teknik konulara kayabilir. Mümkün olduğunca sık olarak öğretmen, tonla ilgili örnekleri klavyede vermelidir ki çocuğun işitsel düş gücünde ne çalması gerektiği tam olarak yer edebilsin. Öğrenci, ev ödevlerini yüksek tonla ve enerjiyle hazırlamalıdır. Eğitimin başında çocuklar bu alışkanlığı kendi başlarına edinemezler ve daha pasif olurlar; bu konuya dikkat edilmeli ve alışkanlık haline getirilmelidir.

   – Piyano tonunun farklılıklarını göstermek: Hoş olmayacak derecede güçlü ya da işitilemeyecek kadar hafif tonları ayırt etmek. Burada öğrenciye, güzel şarkı söylemeyle – bağırma ve duyulmayan sesle söyleme karşılaştırmasıyla bir benzetme yapabiliriz. İcra boyunca ton kuru, mat, cansız, sert veya acı olmamalıdır.

   – İlk derslerden itibaren, çocukları, orkestranın değişik çalgıları gibi, farklı müziksel renklerle tanıştırmalıyız. Ardından, piyanodaki seslerin farklılıklarına geçiyoruz. Örneğin, orta oktavlardaki seslerin viyolonsel karakterinde olduğu, bu nedenle bu seslere, şarkı söyleyerek eşlik etmenin olanaklı olduğunu gösterebiliriz. Piyano seslerini, düş gücümüzü kullanarak, farklı şekillerde tanımlayabilir ve öğrenciye aktarabiliriz.

   – Piyano tonuna saygı: öğrenci, ilk anlardan itibaren, piyanodan çıkarttığı sesi dinlemelidir; aksi takdirde, ortaya çıkacak sonuçlar, müzikal olmaktan uzak olacaklardır.

   – Öğrenci, tonla ilgili yaptığı hatalar için, öğretmenin çalarak verdiği örnekten sonra hatasını düzeltmeli, ardından, bunu kendi çalışında tek başına yapmalıdır. Öğrenci, ton hatasının müzikal olmayan sonuçlar doğuracağını bilmelidir. Buna ek olarak, ton hatasının, yapılabilecek en büyük hatalardan birisi olduğunu da idrak etmelidir.

   – Legato ve staccato çalışlara işitsel hazırlık: Legato’da, bağlı seslere tüm dikkati vermek gerekir. Önce, kulağı alıştırmak için piyanoda iki sesi bağlı çalabiliriz. Ardından, ağzımızla, bağlı olarak söyleyebiliriz. Bazı çocuklarla, bağlanacak notalar arasında glissando yapmak yararlı olabilir. Staccato’da dikkat etmemiz gereken ise: kesik ve kısa, fakat kesinlikle kuru ya da acı olmayan tonla çaldırmaktır. Tek bir ton üzerinde staccato çalıştırmak iyi değildir, belirli bir melodik çizgi üstünde yapılmalıdır. Portamento için de aynı şey geçerlidir.

   – İki yatay ses katmanının algılanmasına hazırlık: Bu konu çok önemlidir. En basit formlar bile bize burada yardımcı olabilir. Polifoni çalışmasında, iki bağımsız melodik çizginin, renkli şekilde duyulabilecek durumda verildiği alıştırmaları seçiyoruz. Burada, bir melodiyi çalıp, diğerini söylüyoruz. Pratik olarak, aynı müziğin farklı iki aletle çalındığında nasıl olduğunu gösteriyoruz. Çocuk, her iki melodiyi ayrı ayrı anlayabilecek duruma geldiğinde, öğretmen iki sesi de birleştiriyor, ardından öğrenci, iki el birlikte çalarak işitsel olarak kontrol sağlamaya çalışıyor. Çocukların genel eğilimi, bir sesi dinlemek ve diğerini mekanik olarak çalmaktır. Birlikte çalarken birinci ya da ikinci sesi tercih ediyoruz; en sonunda her ikisi de eşit hale gelene kadar dikkatle, kontrolle dinliyoruz.

   – Derslerin en başından beri pedal kullanıyoruz – ancak pedala basan öğretmen oluyor- bu sayede öğrenci daha güzel ton duyabiliyor ve temiz pedallama hakkında fikri oluyor. Pedalın fonksiyonunu öğrenci kendi denemeleriyle buluyor. Ayağı pedala yetişmeyen küçükler için basamak koyuyoruz. İlk kullanımları çok rahat ve doğaçlama bir şekilde yapıyoruz- çocuk pedala istediği gibi basıyor – rahatlıkla. Daha sonra pedalı, bestelerdeki ton karakterini geliştirmede kullanıyoruz – örneğin uzun ve önemli bir melodi sesi için, bas çizgisi için vs. Ardından, pedalı, bestelerin ritmik karakteri için (dans gibi) kullanıyoruz. Öğrenci eğitimin en başlarından beri pedal kullanmalıdır. Armonik benzerlikleri işitsel olarak hayal edebilmesi için bu gereklidir. En başta temiz ve temiz olmayan pedallarla tekerlemeler çalıyoruz ki öğrenci daha ilk derslerden bu ayrımı yapabilsin. İşitmeyi geliştirmek ve düzgün ton elde etmek istiyoruz, ki bu, piyano icrasında, “pedallama sanatı” çok kullanılarak elde edilen bir şeydir.

   Çalışma sırasında ton iyi elde edilmediği zaman yapılacak şeyler vardır. Örneğin öğrenciyi duygusal yaratıcılığını artırmak için motive edebiliriz. Sadece bir tek sesle eşlik edilen melodileri bile öğrenci yumuşak, üzgün, neşeli gibi tanımlayarak, ayırabilmelidir. Müziği şarkı söyleyerek güçlendirmek verimlidir. Piyano da şarkı söyler. Güzel şarkı söyleyenler bağırmazlar, en düşük seslerde bile kendilerini duyururlar. Müzik, her aşamada doğru anlaşılmalıdır.

   Öğrenci, piyano tonunun tuşa basmayla otomatik olarak elde edilemeyeceğini anlamalıdır. Her ses, heykeltraşın heykelini yaptığı gibi yontulmalıdır. Güzel tonu kelimelerle anlatmak yeterli değildir – sık sık, büyük piyanistler, gerek konserlerde, gerek kayıtlarda dinlenmelidir.

   

   II.3. Kulaktan Transpozisyon

   Günümüzde, transpozisyonun yararı hakkında hiç kimsenin kuşkusu yoktur. Çağdaş yöntemlerde bu konu, eğitimin en başından itibaren yer almaktadır. Basit melodiyi kulaktan (ve daha sonra notadan) transpoze etmek mümkündür. Melodili tekerlemede küçük üçlüden başlayıp üçlü, dörtlü, beşli vs. aralıklarla, diyatonik temelde gidilmelidir. Bu yöntem, çocuklara en uygun olandır, ama bunun yerine modern yöntem de benimsenip çocuğun bütün melodiyi bulması ve transpoze etmesi sağlanabilir. Öğrenciye transpoze etmesi için alıştırmalar verilebilir. Çocuklar, genellikle, pratik ve teorik yeterlilikte olmadıklarından, transpoze edilen birimi deneme yanılmayla bulurlar. Bu durumda hatalar yapmak onların hoşuna gitmeyebilir. Çocuk pratik olarak birbirini takip eden iki sesin oluşturduğu aralığın sabit olduğunu görmeli ve anlamalıdır- bunu farklı tuşlara uygulayabilmelidir. Genel hayal gücü (imgeleme) de kullanılabilir – örneğin küçük ikili aralık için üç olanak vardır: iki beyaz, siyah beyaz, ya da beyaz siyah. Bütün görsel yardımların onların müziksel imgelemlerinde ne kadar yardımcı olacağı tartışılır – ama benim görüşüm bunun yararlı olduğu ve onlara çalgı üstünde pratiklik kazandırdığıdır. Eğer öğrenci küçük üçlü aralığı duyuyor ve bunu klavyede, başka bir aralık olarak değil de, küçük üçlü olarak arıyorsa, bu iyi bir şeydir. Burada küçük üçlünün klavyede değişik şekillerde nasıl göründüğünü – aramadan – bulabilmesi ve enstruman üstüne pratik mantıksal oryantasyon geliştirmesi faydalıdır.

   – Transpozisyon için çocuklara farklı motivasyonlar vermeliyiz, “şarkı merdivenden tırmanıyor” gibi, gözünde canlandırabileceği örnekler yararlıdır.

   – Sesleri kalın-ince diye ayırmaya devam ediyoruz. Küçük üçlüleri tekrar eden tonlarda transpoze ediyoruz. Ardından küçük ve büyük ikili, büyük üçlü, dörtlü ve diğer aralıkları da kullanıyoruz. Bu aralıkları ritmik – melodik yapılarla (modellerle) transpoze ediyoruz. Armonik aralıklar ve akorları da işin içine katıyoruz. Diyatonik ve kromatik temellerde çalışıyoruz. Artikülasyon ve dinamiklere özen gösteriyoruz. Tüm bu çalışmaların ardından artık öğrenci, çaldığı küçük eseri, şarkıyı vs. transpoze etmekte zorlanmayacaktır.

   

   III. ÖĞRENCİNİN MÜZİKSEL DÜŞ GÜCÜNÜ GELİŞTİRMEK VE DOĞAÇLAMA:

   

   III.1. Müziksel Düş gücünü Geliştirmek, Doğaçlama

   Öğrencinin işitsel düş gücü, müzik dinleyerek gelişir. Dersler sırasında işitsel düş gücünü, emprovizasyon ve çalınan bestenin yorumu üzerinde çalışarak geliştiriyoruz.

   – Güzel tonla çalmak: Farklı sesleri klavyede doğaçlama çalmak ve onların anlamsal ve renksel yeterliliklerini tanımak için yapılır. Bu çalışma, öğrencinin, daha, işitsel ve devinimsel olarak piyano çalmaya hiç hazır olmadığı ilk dersten itibaren yapılabilir. Başlangıç öğrencisi genellikle piyanoda çekingen ya da hissizdir. Öğrencinin tipine göre, en başta pek çok örnek veriyoruz, çünkü çocuklar öncelikle taklit ederler, sonra kendi başlarına keşfederler. Öğrenci oturarak ve ayakta piyanoyu çalarak – ve hissettikleri hakkında konuşarak – piyanonun bütün renk özelliklerini inceliyor. Burada öğretmen, sağ pedalı kullanabilir. Tonsal renk kombinasyonları icrası tek başına öğrenciye bırakılmamalıdır, öğretmen, önceden, belli fikirleri belirtip, öğrencinin duyulacak tona olan hislerini uyarmalıdır.

   – Verilmiş ritim, melodi ya da armoni üstüne doğaçlama. Öğrenciye farklı ritmik formasyonda ve farklı karakterde melodiler verilir. Bu melodilerden biri alınır ve buna, değişik karakterlerde, önceden akorları belli olan ve ritmleri / karakterleri değişen eşlikler çalması sağlanabilir.

   – Polifonik İcraya Hazırlık Doğaçlaması: İki ses taklidi: En basit formda öğretmen asıl sesi çalar (iki bölümlü), ikinci bölümde sesi tutar – burada öğrenci öğretmenin çaldığı birinci kısmı taklit eder – bu bir kanon gibidir. Ardından öğretmen, sırayla melodik ve ritmik gereklilikleri arttırır. Bu çalışma, müziksel hafıza ve dikkati geliştirir; ikinci sesin doğru ve düzgün çalımına yardımcı olur. Sonra, ana melodiyi öğrenci çalar – doğaçlama olarak– ve öğretmen sadece taklit eder. Üçüncü yöntemde de, öğrenci ve öğretmenin yerini, çocuğun sağ ve sol elleri alır. Bu tür çalışma, öğrencinin anlayışına adapte edilebilecek sınırsız sayıda başka olasılıkları da içerir.

   

   III.2. Temel Öğelerle Armoni, Çokses ve Form Çalışması

   – Öğrenci melodinin tonunu önce ilk beş sesini, ardından tüm sekiz sesini çalarak gösteriyor.

   – Tonik hisini uyanırmak için, kullandığımız yöntemde melodinin bitiş sesini ton dışında hatalı olarak çalarak dikkat çekiyoruz.

   – Major ve minör hissiyatı geliştirmek için beşli akorun üçüncü sesini büyük ve küçük üçlü olarak basıyoruz – söylüyoruz.

   – Verilmiş melodiden ikinci sesi yaratıyoruz. (üçlüsünden, altılısından, ters hareketle vb.)

   – Küçük melodilere çaşitleme yazıyoruz; burada ritmleri, tonaliteyi, dinamikleri değiştiriyoruz.

   

   III.3. İçsel İşitme ve Dinleme

   – Öğretmen çalarken entonasyon, ritm, nüans ya da ifade hataları yapıyor, öğrencinin bunları bulmasıni istiyor. Ardından, öğretmen-öğrenci rolleri değişiyorlar.

   – Piyano kayıtlarını dinlemek ve öğrenciye bunları notadan okumak önemlidir. Öğrenci, tüm işaretleri bilmek ve tanımak zorunda değildir. Bu yöntemle, çocukların müziği anlamaları, sözcüklerle anlamalarından daha kolaydır.

   

   III.4. Dört El Çalma ve Eşlik

   Öğretmenle birlikte prima ve sekonda çalmak, öğrenciye, melodi ve eşliğin iki ayrı müziksel öğe olduğunu anlatır. Müziksel ifade konusunda öğretmenle birlikte yorum çalışması yapmak, onlar için iteleyici olur. Böylece tonal ve ritmik açılardan uyum sağlamayı öğrenir. İlk derslerde öğrencinin sandalyedeki pozisyonunu değiştirmesi, istenmeyen bir durumdur. Bu durumlarda, öğrencinin normal pozisyonda oturması ve öğretmenin rahatsız bir durumda oturması tercih edilir. Dört el çalış, çocuğun, düş gücünü geliştirir ve ayrıca ona repertuvar sağlar. Öğrenci, mümkün olduğunca, ebeveynleriyle, arkadaşlarıyla ya da daha ileri yaşlardaki kardeşleriyle dört el çalmalıdır.

   Benzer faydaya sahip bir başka çalışma, farklı aletler için yazılmış basit bestecikler ve şarkılar için eşlik yaptırmaktır. Burada piyano ana melodiyi çalmaz, öğrenci solo kısmı dinler. Ancak bunu yaptırmak için, basit eşlik yapma tekniklerini, stilleri, ritmik kalıpları vb göstermemiz gerekir.

   Yaratıcı öğretmen, öğrenci için daima en iyi örnektir.

   

   IV. BAŞLANGIÇ ÖĞRENCİSİNİN TEKNİK GELİŞİMİ İÇİN TEMEL PRENSİPLER

   Teknik gelişim, müziksel gelişim kadar önemlidir ve ondan ayrı tutulamaz. Temel teknik gelişim, yavaş ve zor bir süreçtir.

   Piyano tekniğine sahip olmak, öncelikle rahatlık ve çalınan çalgıya gösterilen reaksiyonların doğallığını gerektirir. Öncelik, işitsel düş gücündedir; ancak bunun fiziksel anlamda gerçekleştirilmesi o kadar da kolay değildir. Bu yüzden, hemen hemen bütün modern metodik yöntemler, öncelikle hareketsel hazırlık ve eforlara yönelirler. Bu probleme eğilince uygulanan yöntemlerde, verilen alıştırmaların kalitesi ve yararlılığı konusunda büyük farklılıklar vardır. Öğretmenin, öğrencisinin tüm teknik problemlerini çözebileceği alıştırmaları kapsayan bir yöntem (ve materyal) bulunmamaktadır. Açıkçası, hiçbir yöntem, bu şekilde tüm malzemeyi kapsamamaktadır. İşitsel – hissel gelişim, çalgı icrasındaki teknik problemlerin aşılmasıyla gerçekleşme sürecine girer ve bu sürecin ardından gerçekleşir. Öğrenciler, ilk dersten itibaren çalmalıdırlar ve yardıma gereksinim duydukları anda öğretmen onlara yardım etmelidir. Ayrıca öğretmen, nasıl ve hangi teknik konuda yardımcı olacağını bilmelidir. Bazı öğretmenlerin verdiği malzeme, durumu daha da problemli hale getirebilir. Zor ödevlerle karşılaşan öğrenci, doğal reaksiyonları çalgıda gerçekleştirmekte zorlanır.

   Amacımız, öğrencinin, fiziksel fonksiyonlarla dikkatini dağıtmaması ve işitsel düş gücünü deforme etmemesidir.

   

   IV. 1.Piyano Çalmada Gerekli Hissel Ve Devinimsel Alıştırmalar

   Bu alıştırmaların başarısı, önce büyük hareketlerden başlamak ve sonra daha küçük ve onlar için daha zor hareketlere geçmekte yatmaktadır. Bu yüzden hareketler, önce üst kolu, sonra alt kolu, bileği ve en sonda da parmak uçlarını kapsayacak şekildedir. Alıştırmalar onları çalgıya doğru çekmeli / çekecek şekilde hazırlanmalıdır. Derslere hareketsel aktiviteler getirmek, onların harekete olan açlığı bakımından faydalıdır. Söylenen tekerlemeler vs. de, hareketlerin yanında, onların tempo ve ritim duygularını geliştirir. Öğretmen, yüzdeki hareketleri takip etmelidir – kasılmalar olabilir. Eğer bu kasılma kayboluyorsa, yüz yeniden rahatlamış ifadesini alır. Bu yüzden yüz hareketlerini düzenlemiyoruz; onun yerine, sorunun kaynağı olan gerginliği arıyoruz; bu gerginliği ortadan kalırmak zorundayız. Hareketsel alıştırmalar her zaman önceden hazırlanmış olmak zorunda değildirler; genellikle, öğrencinin çalışında oluşan hata ya da yetersizlikler, öğretmenin tavsiyeleriyle düzeltilebilirler. Her zaman sistematik bir çalışma yapmak gerekli değildir.

   Takip eden alıştırmalar için müziksel eşlikler, tekerlemeler kullanılabilir.

   – Piyanoya oturuş hazırlığı: “Kedi” hareketi. Sandalyede öne doğru kıvrılarak oturulur – Sona vahşi kedi gibi dikleşerek gerinilir ve düzelinir. Piyanoya oturuşta omurga hep dik olmalıdır. Çocuklar genelde kendilerini bırakırlar-kamburlaşırlar. Burada öğretmen çocuğun belini öbür tarafa yatıracak ters hareketlerden kaçınmalıdır.

   – Çalma sırasında vücudu tutma hazırlığı: sandalyeye rahat oturuş ve başın dik tutulmasını içerir. “Uçak” hareketi çok yardımcıdır: çocuk, vücudunun bütünlüğünü hissetmeli – burada hareketsizlikten doğan gerinme ya da vücuttan ayrı bir gevşeklik olmamalıdır. Kolların uçak kanadı gibi anlatılması-onların kollarını bir bütün olarak hissetmelerini sağlar. Ayak desteği stabilite sağladığı için, vücut hareketlerine faydalıdır.

   – Uzun süre piyanoda oturmak için omurgayı ve kas gruplarını güçlendirme: Eller başın üstünde kenetli, avuçlar aşağı bakıyor şekilde sandalyeye oturulur ve kalkmadan sağa sola sallanılır. Omurga, dik durduğunda bile doğal elastikiyetini korumalıdır ve hareket edebilmelidir.

   – Papatya: Bu bir kendini ifade edebilme alıştırmasıdır. Çocuk çömelmiş ve kapanmış şekilde yerde durur, sonra gün ışımasıyla açılan bir papatya gibi ayağa kalkarak, parmak uçlarına kadar açılır. Sonra, gün batımıyla, yapraklardan (parmaklar) başlayarak yavaşça kapanır. Bunu piyanoda tekrar ediyoruz – oturan papatya açılıyor – Gün ışığını yapraklarında hissediyor, ve kapanmadan çalmaya başlıyor. Bu çalışma, derste çalma için yeni bir enerji ve konsantrasyon getirir; ayrıca, konserler için de yararlıdır.

   – Çanlar: Büyük kas gruplarını çalıştırma alıştırmasıdır. Öne eğilinir, kollar tümden, sırttan sağa sola kendi serbestliğiyle sallanır. Bu alıştırma, yürüyerek de yapılabilir. Sırt, kol ve omuz gerinmelerini alır.

   – Ellerdeki aktiflik – pasiflik ve sertleşmeyi fark etmeyi sağlayan çalışma: Öğrenci üç temel hissi öğrenir:

      1. Kapalı piyanonun üstüne el cansız bırakılır – uyuyan kedi.

   2. Elin pozisyonu değişmez, ama çocuk elinin farkına varır ve hazır pozisyonu düşünür – ama hareket etmez. (kedi uyandı)

     3. Pozisyon yine değişmez, ama bu sefer el rahatsız bir hisse kapılır – sanki fareye atlayacak kedi gibi. (çocuk burada elin hafiflik, rahatlık ve adelesel hazırlık hislerini anlıyor. 2. pozisyon doğru olan ve 1 ile 3 aşırı durumlardır.)

   – Kolların rahat sırt kaslarıyla birlikte hareketleri: Ayakta, hafifçe öne eğilerek kulaç atma – ya da oturarak kulaç atma. Uzun süreli çalışmalarda rehabilite eden özelliği vardır. Sırt ya da omuz gerilimlerini azaltır. Ağır bir suda gider gibi, yavaş yavaş yapmak daha iyidir.

   – Sürekli yuvarlak hareketler: Sırtı, kolu vs. çalıştıran yuvarlak hareketler – en büyükten (koldan) başlıyor, sonra dirsekten, bilekten, en sonda parmaktan devam ediyorlar. Her harekette sırtı ve kolu hissetmek gerekir – çocuk burada öğretmenini taklit etmiyor – kendi hissiyatını geliştiriyor.

   – Kuş Kanadı: Öğretmen, öğrencinin arkasına geçer – öğrencinin dirseklerinin arkasından destekleyerek, serbest kolları, yavaşça yana doğru açar. Azıcık zorlanınca, yani öğrencinin kolunda mukavemet oluşunca bırakır. Sonra öğrenci, öğretmenin kollarını hayal ederek bunu kendisi yapar. En sonunda kuş gibi, yavaşça, bütün kolu kullanarak piyanoya oturup ellerini uzatmasını sağlarız. Motivasyon kolaydır – sadece büyük kuşun uçması örneğini vermek yeterlidir, uzun uzun açıklamaya gerek yoktur.

   – Ön kol, gevşek bileklerle aktivite: Sürat içindir. Yün yumağı yapılır gibi iki el önde, göbeğin üstünde süratle çevrilir.

   – Bilek “dalgaları”: Serbest elle bilek, dalga gibi hareketler çizer, biri yukarıdayken öbürü aşağı iner.

   – “Yağmur yağıyor”: İki kolu serbest hareketlerle sağa ve sola, sanki klavyede çalıyormuş gibi götürürüz ve parmakların hepsi, yağmur yağdırıyorlarmış gibi hızla hareket ederler.

   – Yengeç: Bilek kalkmadan, baş parmak oynamadan, kapalı piyanonun üstünde yapılır. Parmaklar, ani hareketlerle kolu çekerler ve hemen ardından gevşerler. Bu tür ani hareketler çocuklara zor geldiği ve elde gerilim yarattığı için, hareketin hemen ardından gevşemek gerekir.

   – Portamento Hazırlığı : Bir parmak basar, kol buna dayanır ve farklı tonlara omuzdan taşınır. Önce hep aynı parmak kullanılır, sonra diğerlerine geçilir. Ardından bu alıştırma, çift sesler basarak geliştirilir.

   – Terazi: İki elde birer parmak, portamento çalarlar ancak ortaya çıkan sonuç, terazinin inip kalkması gibi, birbirine bağlı hissini uyandırmalıdır.

   – Ağaçkakan: Parmak ucu hissiyatını artırmak için bütün parmaklar sırayla baş parmağa dokunur- ağaçkakanın ağacı kakması gibi ritmik olmalıdır. Sonra, rahat kolla, aynı hareket klavyeye yapılır.

   – Baş parmak için alıştırma: El, kapalı piyanoda durur – dört parmak tamamen ölü, baş parmak hafifçe yüksek bir pozisyonda, yavaşça, ve azıcık yukarı kalkıp iner.

   Bunlara ek olarak pek çok başka alıştırma da yapılabilir. Öğretmenin doğru fiziksel hareketleri öğretmesi, hem fizyolojik hem de estetik açıdan faydalıdır – bu olmazsa birçok fiziksel rahatsızlıklarla (omurgada deformasyon, eklemlerde rahatsızlık, tendon ve kas hastalıkları vs) karşılaşılabilir. Bu konudaki bilgisizlik ya da ihmal çocuğun sağlığını etkileyebilir.

   

   IV.2. Diğer Teknik Gelişim Öğeleri

   Daha önce de anlattığımız gibi öğretmen, öğrencinin kusursuz olmasını – hazırlanmasını bekleyemez. İlk dersten itibaren öğrenci, piyano çalmalıdır. Bu yüzden öğrenciyi piyanoya oturtuyoruz, nasıl oturacağı hakkında çok fazla konuşmuyoruz ama el pozisyonunu düzeltiyoruz. Onun elini yavaşça tutup destekleyerek piyanoya bastırıyoruz. Parmağını tuşlara bastırarak ve şarkısı söyleyerek ilk parçamızı çalıyoruz. En baştan itibaren olması gerekenleri onun elleriyle modelliyoruz – açıklamaya gerek kalmadan. Bu onların hissiyatını ve müziksel düş gücünü geliştirecektir. Başlangıç öğretmenleri, çocuğun çalışını kolaylaştırmak, yardım etmek ve enstrümana girişini zorlaştırmamak için, çocuğa nasıl dokunmak gerektiğini bilmelidirler.

   Başlangıç öğrencisinin teknik gelişimini sağlamak için birinci derste oturuş, ikinci derste piyano tanıtımı vs. gibi detaylanmış dersler vermiyoruz – tersine, her derste bunlardan bazılarını birlikte gösteriyoruz. Diğer derslerde, bu konulardan bazılarını, yeniymiş gibi yeniden getiriyoruz, böylece derinleştirip sabitleştiriyoruz. Bu şekilde dersler daha zengin geçebilir, temel konular daha uzun süreli sabitlenebilir ve öğrencinin konsantrasyonu sağlanabilir.

   Piyanoya oturuş için şunlar söylenebilir. Öğrenci piyanoda rahat olmalıdır, yani sırtı, ne çok sıkı, ne de gevşek tutulmalıdır. Ayak tabanları sehpaya, ya da uzun boylular için zemine basmalıdır. Okullarda yükseklik ayarlı desteği olan tabureler kullanılmalıdır. Çünkü bunlar, farklı öğrencilerin gereksinimlerine göre ayarlanabilir. Öğrenci ayaklarını yere bastığını hissetmelidir. Öğretmen, pozisyonlara, uzun süreli dikkat göstermek zorundadır. Vücudun uzaklığı, ellerin bütün klavyeye yetişmesine bağımlıdır. Bilekler bir parça vücudun önündedir. Oturuşun yüksekliği, bileklerin klavyeyle aynı yükseklikte ya da biraz daha yüksek olmasıyla orantılanmalıdır. Çocuğun şunu da hissetmesi önemlidir: kolları, kukla gibi, görünmez iplerle bağlıdır/ ya da yıldızlara asılıdır. Bu şekilde oturarak rahatlıkla öne, arkaya ve yanlara hareket edilebilir. Bu problematiği daha iyi çözmek için, daha çok devinimsel alıştırma gerekli olabilir.

   Klavye oryantasyonu da önemli bir konudur. Sadece bastığında çıkan sesler değil, bunların işitsel, tuşeye dayanan ve görsel bağlantılarının da yapılması gerekir. Klavyeyi, öğrencinin yaşını değil, ilerleme hızı ve motivasyonunu dikkate alarak, ilk dersten itibaren tanıtıyoruz. Takip etmemiz gereken, müzikal alfabetik ilgi yaratmak değil, her bir ses için, ayrı ayrı düş gücünü geliştirmek olmalıdır. Ellere bakmadan çalmak, daha sonra notadan çalmaya geçerken kolaylık sağlar bu, ek olarak, parmak uçlarına olan hissiyatı ve aktif işitsel katılımı da sağlar.

   Öğrenci, müziksel ve hissel yönden çalgı çalmaya hazır hale geldiğinde, sessel ve hareketsel birliktelik ve düş gücünün, parmakların tuşlara doğru kontağıyla oluşturulması gerekliliği ortaya çıkar. Önemli olan, öğrencinin, en başından beri hareketsel-işitsel imajinasyonu parmaklarına kazandırmak için çaba sarfetmesidir. Öğrencinin hissiyatını geliştirmek gereken bir diğer konu, onun enstruman deneyimini artırmaktır. Dikkat çektirmek için her parmağın ucunda farklı bir yüzün çizili olduğu bir el resmi verilebilir. Her yüz farklıdır – her parmak da farklıdır. Sıkça yapılan bir hata, ilk melodilerin çok büyük kol hareketleriyle çalınan portamento olmasıdır – çünkü çok büyük kol hareketleri, parmak uçlarının tuşe hissiyatının gelişmesini engeller.

   Pek çok piyano metodiğinde, farklı parmakların portamento çalımıyla işe başlamak oldukça yaygındır. Bu tuşe, büyük hareketlerden küçüklere geçiş ve bütün kolun adalesel aktivitesi için tatminkardır. Portamento, parmakların birbiriyle olan uyumlu çalımını gerektirmediği için başlangıç öğrencisinin en önemli sorunlarından birini ortadan kaldırır. Ayrıca bu tuşeyle öğrenci daha kesin ve sağlam bir tuşe elde eder. İlk melodiler sadece tek parmakla çalınmalıdır. Önce 3.,2.,4.,1. ve 5. Başlangıçta iki el ayrı ayrı, sonra iki el arasında değişen melodi çalımına geçiyoruz. Birçok metot, her iki el arasına değişen – ama dar ve rahatsız, müzikal gelişme açısından dezavantaj oluşturacak örneklerle doludurlar. O yüzden bunların arasında, daha geniş aralık olanağı sağlayanları seçiyoruz. Öğrenci, ilk melodisinden itibaren yumuşak ve güzel bir tonla çalmalıdır. Büyük hareketler ve güçlü dinamikler başlangıç öğrencisinin doğal çalma yöntemini desteklemezler. Yukarıdan çok keskin düşmeler, bastırmalar ya da sonra kaydırmalara izin vermiyoruz. Öğretmen, öğrencinin, sesler arasındaki taşınan kol hareketinin omuzdan (sırttan) olmasına dikkat etmeli, bileğin ne gergin ne gevşek durmasına müsade etmeli ve hareketin melodik çizgiyi takip etmesine özen göstermelidir. Öğrenci, tüm parmaklarını kullanmaya başladığında, bunları, mantıksal bir çerçeveye oturtabilmeli ve ne yaptığını bilmelidir. Uygun parmak numaralarını kullanmamak, gerginliklere yol açabilir; hiçbir zaman, çalmaya başlamadan ya da zor bir pasajdan önce, elde gerginlik oluşmasına izin verilmemelidir.

   Tekerlemeler, sayışmalar, şarkılar ve besteciklerle öğrenciyi tek parmakla portamento çalmaya hazırladıktan sonra, hemen ikinci bir sesle kombine ediyoruz. Örneğin, üçüncü parmakla bir öğrenci, bir tekerlemeyi portamento çaldıktan sonra, buna birinci parmağı da ekleyerek üçlü aralık yaratıyoruz. Bu, bazen zorluk yaratan, öğrencinin, birinci parmağın doğal pozisyonunu kavramasına da olanak sağlıyor. Ardından, ikinci parmağı ve ikili aralığı tanıtıyoruz. Öğrenci, her iki sesi de iyi algılamalı, duymalı, elinin iki sesin üstünde bir denge kurduğunu anlamalıdır. Çalmaya geçmeden önce öğrenci, bu iki parmağın uçlarını birkaç defa birbirine değdiriyor, ardından çalmaya geçiyor. Başparmağın rahat bir kavise sahip olması ve gerginlik içinde olmaması gereklidir. Ayrıca, üçlü aralığın, yumuşak ses karakterine de özen gösteriyoruz. Benzer çalışmayı, 1-4 ve 1-5 parmaklarla kurulan çift sesler için de uyguluyoruz.

   

   Staccato:

   Staccato, önce, kısaltılmış portamento olarak başlamalıdır. Derslerin bu aşamasında bizce yeterli olan, öğrencinin, staccato çalarken, ellerinin daha elastik omasını sağlaması ve çok kesin işitsel kontrol uygulamasıdır. Bu aşamada staccato gereklidir, ancak, bunun staccatissimo olması gerekli değildir. Legato çalarken, melodik çizgiye uygun hareket eden öğrencinin elleri, benzer uygulamayı, çok daha aktif ellerle ancak melodi çizgisine uygunluğu bozmadan, staccato ile yapabilmelidir. Staccato çalarken öğrencilerin sıkça yaptıkları yanlışlar şunlardır: Notaların uzunluklarını göz ardı ederek, sürekli staccatissimo uygulamak; staccato işaretini görünce, eli yanmış gibi, tümden kolu sallayarak büyük hareketler yapmak; kol ile doğal uyum sağlamak yerine, tuşa sertçe vurmak; bilekten parmak ucuna kadar olan kısmın doğal birlikteliğini oluşturmadan, gereksiz bir vuruş hareketiyle kalitesiz tona yol açmak. Bu konuda öğretmen, çocuğun elindeki hassasiyete daima dikkat etmek (ve onu aramak) zorundadır.

   

   Legato:

   İşitsel ve devinimsel olarak legato çalmaya hazır hale gelindiğinde, çalgının üstünde, sesleri birbirine bağlama konusuna geçiyoruz. Önce, bağlı iki sesle başlıyoruz. Çocuk, çalışı boyunca, sürekliliği ve parmağının altındaki tuşu hissetmelidir. Legato bağlanan iki tuş, dalgalar gibi inip çıkarak hareket etmelidir.

   İki bağlı sesi, farklı oktavlarda, diyatonik ve kromatik olarak gerçekleştiriyoruz. Benzer şekilde, 3., 4. ve 5. sesleri de bağlıyoruz. Başlangıç öğrencisi için uzun motifleri bağlamak doğru değildir, daha kısa örnekler seçilmelidir.

   Legato çalarken, icranın sürekliliğini destekliyoruz ancak gereksiz hareketlerden de kaçınıyoruz. Uzun cümleleri çalarken, hareket yavaş ve sürekli olmalıdır, melodinin doğrultusuna göre dönmelidir ve kol da, o yönde yuvarlak hareketle takip etmelidir. Bunların dışında, bileği yukarı ya da aşağı hareket ettirmek gereksizdir. Kol, cümlenin başından sonuna dek, rahat ve doğal olmalıdır. Bu ilerleyişteki her yeni itme, şarkı söylerken aldığımız nefeslere benzemelidir. Tüm piyano eğitimi tarihi boyunce üstünde önemle durulan konu, öğrencinin dikkatini, cümlelere şarkı söyletmeye çekmek ve onun müzikalitesini geliştirerek, bunu daha iyi yapmasını sağlamaktır.

   Hiçbir zaman, parmak çalışmasının önemini azımsamıyoruz. Öğrenciye parmakların hafif, elastik ve süratli olması gerektiğini açıklıyoruz. Daima çocukları, tuşa bastıktan sonra parmaklarını gevşetmek ve gergin kalmamak konusunda uyarıyoruz. Her yeni sesi basarken, diğer parmakların serbest bırakılmasına özen gösterilmelidir.

   Üçlü aralıkların legato çalımı, önemli bir konudur, piyano tekniğinin gelişiminde de tartışılmaz yerleri vardır. Arka arkaya iki ya da üç üçlü aralığın bağlı çalımında, kol serbest bırakılabilir, bu sayede, kolun ağırlığı kullanılarak, bağlı çalınmaları kolaylaştırılabilir. Teknik nedenlerden dolayı her iki sesin de bağlanmasının olanaklı olmadığı durumlarda, bağlanan sesi tüm uzunluğuyla tutuyor ve hemen ardından, melodideki çizgiyi bozmadan, bir sonrakine geçiyoruz. Çocuğun elinin büyüklüğü ve kapasitesine öğretmen daima saygı göstermelidir.

   

   Gamlar:

   Başlangıç eğitiminde, gam tekniğinin temellerinin atılması da önemlidir. Bu nedenle, birinci parmağın fonksiyonuna daima dikkat edilmelidir. Gamlar, kola dayanmadan, elastik ve hafif tuşeyle çalınmalıdır. Bütün piyano metotları, gam çalışmaları için sayısız farklı öneride bulunurlar. Bizce en doğrusu, başlangıçta, öncelikle, melodik yapısının öğrenci tarafından iyi anlaşılabilmesi için, gamın, iki ele bölünerek çalınmasıdır.

   Chopin’in de önerdiği gibi, si majör, ele en uygun gamdır. Ardından, diğer gamları çalışırken, siyah tuşları birer birer azaltarak gidiyoruz – bu sırada, aslında, zorluk da, adım adım artıyor. Gam tekniği çalışmalarının başlangıcında, yapılan gamın miktarı ya da hızı değil, çalma yönteminin kalitesi birinci plandadır. Öğrenci rahat elle, kolunu taşıyarak çalmalıdır. Çalarken, işi biten parmak, daha o anda, rahatlamalıdır. Başparmak, süreklilik sağlayarak çalıyor ve kolun yol göstermesiyle hareket ediyor. Ancak, parmak hareketinde kolun oynatılmasını önlemek gerekiyor.

   Öğrenci, gamları, tek elle dört oktav, hızlı tempoda çalamıyorsa, iki el birleştirilmemelidir. Öğretmen, gamların, müzikal bestelerin yorumunda önemli olduklarına öğrenciyi ikna etmelidir; aksi takdirde, kuru, içinde müzik olmayan sıkıcı alıştırmalar haline dönüşürler.

   

   Akorlar:

   Çift ses çalarken kullanılan yöntemleri, akorları çalarken de uyguluyoruz. Öncelikle, çocuğun el yapısına uygun akorlar seçiyoruz. Re-fa-sol ya da do-re-fa gibi. Akorları, portamento tuşesiyle çalıyoruz ve bu sayede, öğrencinin, akorun tamamının tonunu duyabilmesi ve hissedebilmesini sağlıyoruz. Bu tuşede, omuz gevşek, sırt serbest ve kol, sırttan itibaren aktif durumda bulunmalıdır. Parmakları da çok aktif hissettirmeliyiz. Bunlar sağlanmazsa, ton kalitesi yeterli dolulukta olmaz.

   Akorun önceden işitsel olarak imgelenmesi ve parmakların fiziksel olarak hazırlanması, akorun doğru kalitede çalınması için gereklidir. Örneğin, zihinsel olarak, üç sesli bir akor imgelemde canlandığında, refleks halinde üç parmak da, doğru pozisyonlarına açılmalıdır. Staccato akorlarda, işitsel kontrole önem veriyoruz, ancak, öğrencinin, sanki elleri yanmışçasına süratle parmağını klavyeden çekmesine izin vermiyoruz; aksine, staccato da çalınsa, akorun daha uzunmuş hissini uyandırmasını sağlıyoruz. Bir gamın tüm sesleri üstünden, aynı parmaklarla beşli akorlar çaldırıyoruz; örneğin do majörde do-mi-sol; re-fa-la; mi-sol-si vb. ardından, çevrim akorları uyguluyor ve sonra, başka tona geçiyoruz. Bu sayede, öğrenci, majör, minör ve eksik akorları tanıyarak, armonik oryantasyon sağlayabiliyor. Akor çalışmalarını, farklı dinamiklerle, ritmik modifikasyonlarla ve ifadelerle zenginleştiriyoruz. Akorları bir yerden başka yere taşırken, tüm kolu kullanıyoruz. Öğrenciye doğru eğitim materyali çaldırıldığında, zaten akorlarla ilgili yeterli pratik yapma imkanı sağlanabilir; bu yüzden, her gam çalışmasının sonunda, mecburiyetmiş gibi kadans akorları bastırmak, akorların sıkıcı görünmelerine olanak sağlayabilir, buna dikkat edilmelidir.

   Piyano literatürü çok geniştir ve bir öğrencinin, tüm teknik sorunlarının üstesinden gelebilecek içeriktedir. Bu nedenle, teknik çalışmaları, eserlerin içerisinde, bunları çalışırken vermek en iyi yöntemdir. Önemli olan, her parçada yeni bir konunun getirilmesi ve bu sayede teknik olarak ilerlenmesidir. Öğretmen, sadece besteler üstünde yorum yapmamalı, öğrencinin, doğru çalışma yöntemlerini geliştirmesine de yardımcı olmalıdır.

   Öğrencilere verilecek tek bir yöntem ya da teknik yoktur; bunlar, öğretmene ve öğrenciye göre farklılıklar gösterirler. Ancak, öğretmenin kendisinin de, çalgısıyla sürekli kontağını korumasının önemini vurgulamak istiyorum.

   

   V. ÖĞRENCİYİ NOTALARLA TANIŞTIRMAK VE BU ŞEKİLDE ÇALMAYA BAŞLAMAK

   Piyanoya başlangıç derslerinin en önemli unsurlarından birisi, notalarla tanışmaktır. Notaları bilmek ve anlamak, önceden getirilen müzikal algılama olgusuyla doğrudan bağlantılıdır. Notadan çalış, belirli bir teknik gelişim ve klavyeyle ilgili güzel bir imgelem oluştuktan sonra olanaklı hale gelir. Başlangıçta yaptığımız vuruş, ritim, melodi yönü, rölatif melodi gibi alıştırmaları şimdi tersten yaptırıyoruz; öğrenci, duyduğunu not ediyor, yazıyor. Ardından öğrenci, yazılı nota metnini çalmaya başlıyor. Okul öncesi çocuklarda bu adım, yavaş geçilmelidir. Öğrencinin yaşı büyüdükçe, bu aşamada hızı artacaktır. Ayrıca öğretmen, başlangıçtaki bireysel farklılıkları dikkatle gözetmelidir. Okul öncesinde bu aşamaya hazırlık, değişik fazlardan oluşmalıdır ve her bir faz, adım adım gerçekleştirilmelidir. Mıknatıslı tahtalar, plastik folyöden kesilmiş notalar, müzik sembollerinin yazıldığı kartlar gibi yardımcı öğelerin kullanımı fayda sağlar.

   Notalara en kolay giriş, ritimler üstünden yapılandır. Çocuk, ritimlerle yürür ve farklı tekerlemeler söyler. Dörtlük notalar çocuğa “adım” olarak öğretilmelidir. Tekerlemeler, hem dörtlükleri, hem de sekizlikleri içermelidirler. Çocuk, bir adımın, bir uzun ya da iki kısayla atılabileceğini görüyor. Kısalara “ti-ti”, uzunlara “ta” diyoruz; yani dörtlükler “ta”,sekizlikler “ti” oluyor. Takiben, diğer nota değerlerini ve susları gösteriyoruz. “Müziksel resimler” olarak adlandırabileceğimiz, üzerinde notaların, nota gruplarının, susların bulunduğu ve işaretlenmiş ölçülere uyan kartları hazırlayabiliriz. Eğer çalarken öğrenciye yüksek sesle de söyletiyorsak, burada, nüanslara ve diğer dinamiklere uygun söylemesini sağlıyoruz. Örneğin, piano’da hafif, forte’de güçlü söylüyor, nefesini cümlelere göre alıyor gibi. Bir dörtlük notanın, ister ikiye, ister üçe, ister dörde bölünmesinin, toplam uzunluğunu değiştirmeyeceğini iyice açıklıyoruz. İki ayrı ele bölünen, örneğin bir elde bir vuruş, öbür elde iki yarım vuruş çalmak gibi alıştırmaları tavsiye ediyorum.

   Ardından, kullanacağımız sisteme göre, anahtarları ve notaları tanıtıyoruz. Daima iki dizek arasına do’yu yazarak, çift anahtarlı sistemle çalışıyoruz. Alt dizekteki sol anahtarı, öğrenciye, standart durum kavratıldıktan sonra, bir istisna olarak gösterilmelidir. Ayrıca öğrencinin, fa anahtarını, sol anahtarının transpoze edilmiş şekli olarak düşünmesini engelliyoruz.

   Notaları, müziğin ifadesini öğrenciler için zorlaştıracak hale getirecek yanlış adımlardan kaçınıyoruz. Ayrıca, notaların perdelerini öğretmek için renk uygulamasından kaçınıyoruz; renkler, kaldırıldıkları zaman, öğrencide oryantasyon kaybına yol açabilirler. Önemli olan, öğrencinin, arada başka bir adım olmadan, notadaki grafiksel gösterimi doğrudan zihninde müzikal imgeye dönüştürebilmesidir. Burada da, çocuğa notaları tek tek okutmak yerine, birbirleriyle olan göreceli durumlarını, kombinasyonlarını ve cümle içindeki anlamlarını ön plana çıkartıyoruz.

   Akorlarda olduğu gibi, aralıklarda da öğrenci, tüm resmi rölatif olarak görebilmelidir. En kalından en inceye doğru, tüm aralığı bir bütün olarak görmesi, düşünmesi ve duyması önemlidir. Ardından bu aralığı çalar, sonra da farklı yerlere taşır.

   Önemli olan, yazılı müzikal metni, işitsel olarak, doğru entonasyon ve ritimle birleştirebilmektir. Çocukların, öğretmenin çaldığı parçaları dikte etmekten hoşlandıklarını da belirtmeliyim.

   Çocuk, çalgıya olan oryantasyonunu sağladıktan sonra, notadan çalmaya geçilmelidir. Öğrenci önce, gene kulaktan çalar ancak bu defa, önündeki notaya da bakar. Notayı önceden okumak, onun için yeni bir sorun oluşturmaktadır. Öğretmen, öğrencisinin nereye bakması gerektiğini kalemle gösterebilir. Öğrenci, notayı çalıp sesi dinler ve öğretmen, daha ses duyulurken, kalemi bir sonraki notaya götürür.

   Tüm notalara parmak numarası yazmanın, oldukça yanlış bir uygulama olduğunu belirtelim.

   Öğrenci, notadan çalmayı öğrendikten sonra, artık hep bu şekilde çalışmalıdır. Hoşuna giden kısımları, kendisi notaya dökebilmelidir.

   

   Çeviren ve Düzenleyen – Buğra Gültek