Bale Kursu

Bale kurslarımızın içeriği:

Bale kurslarımız çağdaş eğitim prensipleriyle şekillenmektedir. İyi bir klasik bale eğitimi için, klasik dans eğitiminin yanı sıra; ritim, mim, modern dans, karakter dansları gibi çağdaş ekollerle ilgili çalışmaların planlanmış olması gerekmektedir. Öğrencilerimiz, yaşları ve gelişimleriyle paralel olarak ders içerisinde yukarıda belirtilen eğitimleri almaktadırlar. Bale kursları müzik eşliğinde yapıldığı için öğrencilerin müzikal anlamda yetenekleri de gelişme göstermektedir.

Haftada iki ders ayda sekiz ders olarak gerçekleştirilen bale kursları 4-5 yaş grubu için haftada 1 gün 75 dakika (35dk+35dk iki ders, 5 dk teneffüs), 6 yaş ve üzeri için ise yine haftada 1 gün 90 dakika (40dk+40dk iki ders, 10 dk teneffüs) olarak planlanmıştır. Bale kursları hafta sonları cumartesi veya pazar günleri yapılmaktadır.

Sezon boyunca yaptığımız çalışmalar sonrasında her yıl haziran ayında gerçekleştirdiğimiz ‘Hayalden Gerçeğe’ adlı Bale ve Modern Dans Gösterilerimizde öğrencilerimizi sahneye çıkararak   onları bu büyülü dünya ile buluşturma düşüncesinden hareketle etkinliklerimize kesintisiz devam etmekteyiz.

İleride sanatı bir meslek olarak seçenler dışında, çok az sayıda genç insan mesleklerinin yanında ciddi bir sanat eğitimini de almış olabilmenin ayrıcalığını yaşayabilmektedir. Bu ayrıcalık çocuklarımıza ömür boyu verebileceğimiz en büyük armağandır.

Veli yorumları için tıklayınız

Deneme Dersimize Katılabilirsiniz:

Hayal Sahnesi Sanat Kursu’nda ücretsiz olarak yapılabilecek  bale deneme dersi  ile  çocuğunuzun eğitim alacağı öğretmen ile tanışıp kurs ortamı hakkında daha ayrıntılı bilgi sahibi olabilirsiniz. Öğretmenlerimiz  derse katılan öğrencinin fiziksel özelliklerini, koordinasyon becerilerini  ve sınıfa uyumunu gözlemleyip ders sonrasında size ayrıntılı bilgi vereceklerdir. Öğrencinin kendi yaş grubuna uygun bir sınıfta ücretsiz deneme dersi yapabilmesi için lütfen bale kursu almak istediğiniz şubemizden telefonla randevu alınız.

Bale Kursu:

Bale Kursu özellikle küçük kız çocuklarının düşlerini süsleyen büyülü bir dünyadır. Disiplinli, özverili, algılamadaki gelişimin temellerini atan, alabildiğine renkli ve zevkli, uzman eğitmenler tarafından gerçekleştirilmesi gereken uzun bir süreçtir bale eğitimi. Bale kursu için karar vermeden önce lütfen kurumda eğitim veren bale öğretmenlerini araştırınız. Yıl sonu gösterileri ve bale dersleri videolarını izleyiniz.

Bale eğitiminde enstrüman “vücut”tur. Bu nedenle, çocuğun anatomik yapısı gözetilmeden verilen yüklemeci ve gösterişe dayanan eğitimin zararları, ömür boyu sürmekte ve en önemlisi balenin düşünsel ve zeka ile ilgili boyutunu da etkileyerek asıl amacından uzaklaşmaktadır. Toplumda sanat eğitimi alan bireylerin kendisiyle barışık, gelecekten umutlu ve mutlu kişiler olarak hayatlarına devam ettikleri tartışılmaz bir gerçektir.

Öğrencinin anatomik gelişiminin üzerinde bir eğitim anlayışını benimsemek mümkün değildir.Her adımın ve her hareketin, çocuğun bilimsel gelişimine göre göz önünde bulundurulması gereken bir sırası ve zamanı vardır. Bu nedenle küçücük bedenleri eğitmek ciddi bir sorumluluk işidir.

Bu anlayışla eğitim veren Hayal Sahnesi, bilimsel temelleri olan tüm veriler ışığında ve devamlı gelişen bir çizgide eğitimlerini sürdürmektedir. Bale Kursumuzu başarı ile tamamlayan öğrencilerimize Milli Eğitim Bakanlığı onaylı kurs bitirme belgesi verilmektedir.

Okul öncesi çocukların beyni tıpkı bir plastik gibidir.Erken yaşlarda verilecek birtakım eğitimlerle çocuk beynini şekillendirip beslemek mümkündür. Özellikle bale ve müziğin beyin ve beden arasındaki bağlantıyı kurması, hem ruha hem de fiziğe etki etmesi gelişimin en etkili aracıdır. Doğru bir bale eğitimiyle; sosyal bir ortamda çocuğunuzun ruhsal, bedensel ve kültürel gelişimi çok daha sağlıklı bir biçime gelebilir .

Bale kurslarımızdan ve gösterilerimizden görüntüler, gösteri öncesinde ve gösterilerimiz esnasında sahne arkasında yaşananlar ile ilgili videolara bu linkten ulaşabilirsiniz.

Bale Gösterilerimizden Görüntüler

Anne-Babalara Önerilerimiz:

-İlk aşamalarda çocuğunuzun destekleyicisi sizsiniz.

-Onu dinlemek , konsantre olmasına yardımcı olmak ona yapacağınız en büyük iyiliktir.

-Çocuğunuzun ikinci öğretmeni olmaya çalışmayın. Bir ebeveyn olarak sizin göreviniz “öğretmek” değil “desteklemek” tir.

-Çocuğunuzun derslere girmeden önce saçlarının düzgün bir topuz yapılması , bale çalışma giysilerinin düzenli olarak giyilmiş olması gerekmektedir. Bu konuda çocuğunuza yardımcı olmalı ve onun çalışmalarına hazırlanmasını önemsemelisiniz.

-Bale eğitimi uzun ve zor bir eğitim sürecidir. Bu süreçte başladığı eğitimin sürekli ve düzenli olması başarıya ulaşmanın birinci şartıdır.

-Çocuğunuz bale kursu’na başladığı ilk zamanlarında onun çalışmalarıyla ilgili yaptığı hiçbir şeyi küçümsemeyin.

İlgili Makaleler:

 

Sanat eğitiminin gerekliliği

Bale Nedir

Bale Terimleri

Ülkemizde Bale

Bale Tarihi

                                                                                BALE TARİHİ

Bale ilk olarak İtalya’da rönesans döneminde görülmektedir. Mim sanatçılarının ortaçağ ve rönesans tiyatro gösterilerinde ve geleneksel halk gösterilerindeki dans adımları bugünkü balenin temellerini oluşturur. O zamanlarda koreografik bir düzeni olmayan bale Dominic de Piacenza ve Antonio Cornazzo’nun ilk koreografik kompozisyon denemeleri ve adımlara isim vermeleriyle gelişmiş, bu noktada Fransızlar çok etkilenmiş ve bunun sonucunda bugünkü ilk bale tohumları 1581′de Catherine de Medici’nin “Beaujoyeux” adlı Le Ballet Comique de la Reine tarafından sahnelenen gösterisiyle atılmıştır.

Fransa’da Henry IV tarafından desteklenen bale tüm Avrupa’ya, oradan da 16. ve 17.yüzyılın sonlarında da Danimarka ve Isveç’e kadar yayılmıştır. Balenin altın çağı kendisi de iyi bir dansçı olan Louis XIX döneminde başlamıştır. Bu döneme kadar halk tarafından dans edilirken, bu dönemden itibaren profesyonel dansçılar kostüm,maske ve peruklar kullanarak dans etmeye başlamışlardır. 18.yüzyılda bale tamamen kendini opera sanatından soyutlayarak özgür bir sanat formuna kavuşmuştur. Bunun da tohumları George Noverre trafından atılmış ve bugün sahnede gördüğümüz bale sanatı onun koyduğu kurallar üzerine kurulmuştur. 18.yüzyılın ikinci yarısında Rusya’ya ulaşan bale St.Petersburg da Petipa ve Saint-Leon la hayat bularak gelişmiş ve bugün hala sahnelenen Uyuyan Güzel, Fındıkkıran ve Kuğu Gölü gibi tanınmış eserler buradan tüm dünyaya yayılmıştır.

Bale, kuralları belli akademik dans (danse d’école) tekniğinin, başka sanatsal öğelerle de birleştirilerek bir sahne gösterisi oluşturacak biçimde sunulmasıdır. Bale terimi, bu akademik dans tekniği için de kullanılır. Bir gösteri sanatı olarak genellikle müzik eşliğinde, dekor ve sahne giysileriyle sunulan, son derece titiz bir dans bale. Bir bale, dans, müzik ve tasarımla dramatik bir öykü anlatabilir ya da hiç bir öykü olmadan yalnızca müziğin dans aracılığıyla bir yorumu biçiminde sunulabilir. Bale, Rönesans saray gösterilerinden ve bunları izleyen Fransız ballet de cour’undan gelişti. Genellikle ilkçağ teması üzerinde müzik eşliğinde şiir okuma, dans, mim, ve şarkıyı çok zengin dekor ve giysilerle birleştiren bu oyunları kral ailesi üyeleri ve soylular sarayda kendileri oynarlardı. 17. yüzyılda görülen gerileme yıllarının ardından dansa çok meraklı olan Fransa kralı XVI. Louis (1638-1715), “dansı yeniden kusursuzluğa kavuşturmak” amacıyla 1661’de Kraliyet Dans Akademisi’ni kurdu. Aynı yıl, dansların perde aralarına serpiştirildiği, sözleri Moliére’in, müziği Jean Baptiste Lully’nin olan ilk comédie-ballet sunuldu. Bale kursu ankara, bu olay Lully’nin opera-ballet’ler yazmasına ve bunlar için gerekli profesyonel dansçıları eğitmek amacıyla Kraliyet Müzik Akademisi’ne (ya da Opera) bağlı bir okul kurulmasına yol açtı. Önceleri bu yeni profesyonel dansçılar soyluların duruş ve davranış biçimlerini taklit etmek üzere eğitiliyorlardı. Lully’nin ve bale ustası Pierre Beauchamps’ın yönlendirmesiyle giderek bir gösteri sanatına dönüştü.

Bunu izleyen yüzyılda teknik düzeyde büyük gelişmeler görülen baleye, bir sahne sanatı olarak da yeni bir ilgi doğdu. Jean- Georges Noverre’in (1720-1810) Lettres sur la danse et le ballets (1760; Dans ve Baleler Üzerine Mektuplar) adlı yapıtı, ballet d’action (konulu bale) ya da dramatik balenin bütün Avrupada’ki gelişiminde önemli bir rol oynadı. Aynı dönemde besteci Cristoph Gluck’un müziği, opera ve baledeki dansa yepyeni bir canlılık ve oyunculuk anlayışı getirdi. Bu dönemde ayrıca, balede üç genre da (tür) ortaya çıktı. Dansçılar sérieux; demi-caractére ve comiuqe (ya da grotesque) gibi üç farklı teknikte eğitiliyordu. Böylece bale de opera gibi, büyük salonlarda oynanan görkemli bir gösteri durumuna geldi. Birçok opera, ara oyunları olarak sunulan bale divertimento’ları içeriyordu. O dönemin balesi hala aristokrat anlayışları yansıtıyordu. Ama 18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl başlarında sanayi, toplum, siyaset, ve sanat alanlarında görülen devrimler, balede büyük değişikliklere yola açtı. Özelllikle Fransa’da bale eğitiminde benimsenen üslup ancien régime’in (eski Rejim) ve o dönemdeki sosyete danslarının etkisinden çıktı. 19. yüzyıl başlarının sahne dansı, romantik balenin temsilcileri Marie Taglioni (1804-84) ve Fanny Elssler (1810-84) ile yepyeni bir sanat yönü kazandı. Ayak parmaklarının üzerinde dengeli duruş demek olan Pointe’ın dans terimleri arasına katılmasıyla balerin, kusursuz bir sahne kişisi durumuna geldi. İlk kez profesyonel yazarlar ya da liberettocular bale için senaryolar yazmaya başladılar. Bale tekniğinin Carlo Blasis (1803-78) gibi öğretmenlerce sistemleştirilmesiyle bale dansı, bugün de kabul edilen temel biçimine ulaştı.

Bununla birlikte 1830-50 arasında romantik baleye duyulan yaygın ilginin ardından bu sanat uluslararası etkileşimden uzak kaldı. Rusya ve Danimarka dışındaki ülkelerde balenin sanatsal düzeyi düştü. August Bournonville (1805-79), Jules Perrot (1810-92) ve Marius Petipa (1818-1910) gibi bale ustaları yeni koreografiler yaptılar. Özellikle de Petipa (1818-1910) gibi bale ustaları yeni koreografiler yaptılar. Özellikle de Petipa, Petersburg’da Tchaikovksky’nin müziğiyle Uyuyan Güzel ve (asistanı Lev İvanov’la (1834-1901) birlikte) Kuğu Gölü gibi, bale repertuarında bugün hala yerlerini koruyan klasik yapıtlarını sahneleyerek akedemik baleyi yeniden doruğa yükseltti.

20.yüzyılda balenin Batı dünyasında yayılmasında ve beğenilmesinde en önemli rolü Rusya oynadı. Balerin Anna Pavlova (1881-1931) 20 yıl boyunca durmadan dünyayı dolaştı. Yaşamının son 20 yılında Avrupa’da temsil veren Serge Diaghilev’in kurduğu (1872-1929) Rus Balesi adlı toplulukta uygulanan çalışma düzeni koreograf, sahne tasarımcısı ve besteci arasındaki işbirliğini yoğunlaştırdı.

Hem sanatçıları hem de izleyicileri derinden etkileyen Diaghilev’in bale sanatına yeni bir canlılık ve yeni bir tanıtım getirme çabalarına, Ankara bale kursu  onun beş önemli koreografı olan Mikhail Fokine (1880-1942), Vaslav Nijinsky (1888-1950), Leonide Massine (1895-1979), Bronislava Nijinska (1891-1972) ve George Balanchine (1904-83) önemli katkılarda bulundular. Uzun baleler yerlerini tek perdelik balelere bıraktı. Üstelik bale artık öyküsüz olabiliyor ya da çağdaş dünyayı konu alabiliyordu. Dans için yazılmamış müziklerle, alışılmamış ritmler ve sokak gürültüleri içeren partisyonlarla da bale sergilenebiliyordu. Diaghilev’in ölümünden ve ardından başka Rus Baleleri’nin ortaya çıkışından sonra bale kurma yolunda Batı’da yeni adımlar atıldı. Bu sanata ulusal kimlik ve Akademik bir disiplin kazandırmayı amaçlayan yeni okullar ve topluluklar ortaya çıktı. 1931’de İngiltere’de Vic Wells, (sonradan Sadler’s Wells, daha sonra da Kraliyet Balesi) kuruldu. Ninettede Valois’nın (d: 1898) yönetici, Sir Frederick Ashton’ın da (d: 1906) sürekli koreograf olarak yer aldığı bu topluluk, kısa zamanda ülke çapında önem kazandı. ABD’de yönetici Lincoln Kirstein (d: 1907) ve koreograf Balanchine’in 1934’te kurdukları ona bağlı New York Kent Balesi de benzer bir saygınlık kazandı. II. Dünya Savaşı’ndan sonra yurtdışı turnelerine çıkan Danimarka Kraliyet Balesi ile özellikle Leningrad’ın Kirov ve Moskova’nın Bolshoy baleleri, dünya kamuoyunda çok büyük etki uyandırdılar. Bugün her kıtada ve çoğu ülkede bale toplulukları ve okulları vardır. Bale sanatı Diaglilev zamanındakinden çok daha karmaşıklaşmış ve çeşitlenmiştir. Danse d’école’e her tür dans üslubu girmiş, öteki sanatlarla bale arasında çeşitli ilişkiler oluşmuştur. Klasik müzik yerine popüler müzikten ya da sessizlikten yararlanılan, giysilerin en aza indirgendiği ya da çalışma giysilerinin kullanıldığı, dansın kendisi dışında başka bir konusu olmayan baleler, günümüzde bu sanatta görülen yeni eğilimler arasındadır.

Fransız Balesi

Bale, Rönesans saray gösterilerinden ve bunları izleyen Fransız ballet de cour’undan gelişti. Genellikle ilkçağ teması üzerinde müzik eşliğinde şiir okuma, dans, mim, ve şarkıyı çok zengin dekor ve giysilerle birleştiren bu oyunları kral ailesi üyeleri ve soylular sarayda kendileri oynarlardı. 17. yüzyılda görülen gerileme yıllarının ardından dansa çok meraklı olan Fransa kralı XVI. Louis (1638-1715), “dansı yeniden kusursuzluğa kavuşturmak” amacıyla 1661’de Kraliyet Dans Akademisi’ni kurdu. Aynı yıl, dansların perde aralarına serpiştirildiği, sözleri Moliére’in, müziği Jean Baptiste Lully’nin olan ilk comédie-ballet sunuldu. Bu olay Lully’nin opera-ballet’ler yazmasına ve bunlar için gerekli profesyonel dansçıları eğitmek amacıyla Kraliyet Müzik Akademisi’ne (ya da Opera) bağlı bir okul kurulmasına yol açtı. Önceleri bu yeni profesyonel dansçılar soyluların duruş ve davranış biçimlerini taklit etmek üzere eğitiliyorlardı. Lully’nin ve bale ustası Pierre Beauchamps’ın yönlendirmesiyle giderek bir gösteri sanatına dönüştü.

Bunu izleyen yüzyılda teknik düzeyde büyük gelişmeler görülen baleye, bir sahne sanatı olarak da yeni bir ilgi doğdu. Jean- Georges Noverre’in (1720-1810) Lettres sur la danse et le ballets (1760; Dans Ve Baleler Üzerine Mektuplar) adlı yapıtı, ballet d’action (konulu bale) ya da dramatik balenin bütün Avrupada’ki gelişiminde önemli bir rol oynadı. Aynı dönemde besteci Cristoph Gluck’un müziği, opera ve baledeki dansa yepyeni bir canlılık ve oyunculuk anlayışı getirdi. Bu dönemde ayrıca, balede üç genre da (tür) ortaya çıktı. Dansçılar sérieux; demi-caractére ve comiuqe (ya da grotesque) gibi üç farklı teknikte eğitiliyordu. Böylece bale de opera gibi, büyük salonlarda oynanan görkemli bir gösteri durumuna geldi. Birçok opera, ara oyunları olarak sunulan bale divertimento’ları içeriyordu. O dönemin balesi hala aristokrat anlayışları yansıtıyordu. Ama 18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl başlarında sanayi, toplum, siyaset, ve sanat alanlarında görülen devrimler, balede büyük değişikliklere yola açtı. Özelllikle Fransa’da bale eğitiminde benimsenen üslup ancien régime’in (eski Rejim) ve o dönemdeki sosyete danslarının etkisinden çıktı. 19. yüzyıl başlarının sahne dansı, romantik balenin temsilcileri Marie Taglioni (1804-84) ve Fanny Elssler (1810-84) ile yepyeni bir sanat yönü kazandı. Ayak parmaklarının üzerinde dengeli duruş demek olan Pointe’ın dans terimleri arasına katılmasıyla balerin, kusursuz bir sahne kişisi durumuna geldi. İlk kez profesyonel yazarlar ya da liberettocular bale için senaryolar yazmaya başladılar. Bale tekniğinin Carlo Blasis (1803-78) gibi öğretmenlerce sistemleştirilmesiyle bale dansı, bugün de kabul edilen temel biçimine ulaştı.

Bununla birlikte 1830-50 arasında romantik baleye duyulan yaygın ilginin ardından bu sanat uluslararası etkileşimden uzak kaldı. Rusya ve Danimarka dışındaki ülkelerde balenin sanatsal düzeyi düştü. August Bournonville (1805-79), Jules Perrot (1810-92) ve Marius Petipa (1818-1910) gibi bale ustaları yeni koreografiler yaptılar. Özellikle de Petipa (1818-1910) gibi bale ustaları yeni koreografiler yaptılar. Özellikle de Petipa, Petersburg’da Tchaikovksky’nin müziğiyle Uyuyan Güzel ve (asistanı Lev İvanov’la (1834-1901) birlikte) Kuğu Gölü gibi, bale repertuarında bugün hala yerlerini koruyan klasik yapıtlarını sahneleyerek akedemik baleyi yeniden doruğa yükseltti.

20.yüzyılda balenin Batı dünyasında yayılmasında ve beğenilmesinde en önemli rolü Rusya oynadı. Balerin Anna Pavlova (1881-1931) 20 yıl boyunca durmadan dünyayı dolaştı. Yaşamının son 20 yılında Avrupa’da temsil veren Serge Diaghilev’in kurduğu (1872-1929) Rus Balesi adlı toplulukta uygulanan çalışma düzeni koreograf, sahne tasarımcısı ve besteci arasındaki işbirliğini yoğunlaştırdı.

Hem sanatçıları hem de izleyicileri derinden etkileyen Diaghilev’in bale sanatına yeni bir canlılık ve yeni bir tanıtım getirme çabalarına, onun beş önemli koreografı olan Mikhail Fokine (1880-1942), Vaslav Nijinsky (1888-1950), Leonide Massine (1895-1979), Bronislava Nijinska (1891-1972) ve George Balanchine (1904-83) önemli katkılarda bulundular. Uzun baleler yerlerini tek perdelik balelere bıraktı. Üstelik bale artık öyküsüz olabiliyor ya da çağdaş dünyayı konu alabiliyordu. Dans için yazılmamış müziklerle, alışılmamış ritmler ve sokak gürültüleri içeren partisyonlarla da bale sergilenebiliyordu.

Diaghilev’in ölümünden ve ardından başka Rus Baleleri’nin ortaya çıkışından sonra bale kurma yolunda Batı’da yeni adımlar atıldı. Bu sanata ulusal kimlik ve Akademik bir disiplin kazandırmayı amaçlayan yeni okullar ve topluluklar ortaya çıktı. 1931’de İngiltere’de Vic Wells, (sonradan Sadler’s Wells, daha sonra da Kraliyet Balesi) kuruldu. Ninettede Valois’nın (d: 1898) yönetici, Sir Frederick Ashton’ın da (d: 1906) sürekli koreograf olarak yer aldığı bu topluluk, kısa zamanda ülke çapında önem kazandı. ABD’de yönetici Lincoln Kirstein (d: 1907) ve koreograf Balanchine’in 1934’te kurdukları ona bağlı New York Kent Balesi de benzer bir saygınlık kazandı. II. Dünya Savaşı’ndan sonra yurtdışı turnelerine çıkan Danimarka Kraliyet Balesi ile özellikle Leningrad’ın Kirov ve Moskova’nın Bolshoy baleleri, dünya kamuoyunda çok büyük etki uyandırdılar. Bugün her kıtada ve çoğu ülkede bale toplulukları ve Bale okulları vardır. Bale sanatı Diaglilev zamanındakinden çok daha karmaşıklaşmış ve çeşitlenmiştir. Danse d’école’e her tür dans üslubu girmiş, öteki sanatlarla bale arasında çeşitli ilişkiler oluşmuştur. Klasik müzik yerine popüler müzikten ya da sessizlikten yararlanılan, giysilerin en aza indirgendiği ya da çalışma giysilerinin kullanıldığı, dansın kendisi dışında başka bir konusu olmayan baleler, günümüzde bu sanatta görülen yeni eğilimler arasındadır

Rus İmparatorluk Balesi

Rusya baleyi büyük bir sanat yapmayı başarmıştır. Çünkü, kendine has bale ekolüne sahip ender bale okulları ndan biri olan St.Petersburg Bale Tiyatrosu, iki asırlık klasik bale geleneklerine bağlı kalarak, dünyanın en seçkin bale okulları arasına girmeyi başarmıştır.

XIX. Yüzyıl öncesi bale, müzikli dans gösterilerinin birazcık daha büyüğü olarak tasvir edilmekte ve operadan sonra ikinci dereceli bir konumda bulunmaktaydı. Rus Balesi geleneği, 1738’de Çariçe Anna İoannovna’nın Fransız dans eğitmeni Jean-Baptist Lande’ye aristokratların çocukları için Petersburg’da bir dans okulu açma izni vermesiyle başlamıştır. İmparatorluk Bale Okulu olarak anılan bu merkez zamanla gelişmiş, fakat 1801’de Charles Didelot’un yönetimine geçinceye kadar fazla dikkat çekici yenilik ve başarılar gösterememiştir. Okulun başında 25 yıldan uzun bulunan Didelot okulu tekrar Fransız klasik stilinde düzenlemiş ve okulun performansını en üst seviyelere çıkartmıştır. Klasik Fransız ve Rus folklor temalarını işleyerek, dikkatlice hazırlanmış masalımsı baleleri komplike hazırlanmış sahnelerde sunmuş ve performansları büyük tiyatro oyunlarına çevirmiştir. Puşkin’in eserlerini ilk defa baleye uyarlayan da bizzat Didelot olmuştur. Rus Balesi’nin bir diğer ihtişamlı dönemi ise 1847’de Marius Petipa’nın İmparatorluk Balesi’ne katılmasıyla yaşanmıştır. Rusya sahnesindeki 56 yıllık kariyeri boyunca altmışdan fazla balenin koreografisini gerçekleştirmiş ve her yeni sezon açılışı için orjinal baleler tasarlamıştır. 1890’ların başlarından itibaren sadece Çaykovski ile çalışmaya başlamış, İmparatorluk Balesi’ni zirveye çıkartan ‘Uyuyan Güzel’, ‘Fındıkkıran’ ve ‘Kuğu Gölü’ balelerinin koreografilerini yapmıştır.

İmparatorluk Balesi’ne diğer bir canlılık Sergey Diaghilev’in (1872-1929) bireysel yaratıcılığı sayesinde oluşturduğu ‘Ballets Russes’ tarafından getirilmiştir. Rusya’nın en iyi dansçı, koreograf, müzisyen ve artislerini bir araya toplayarak dünyanın en güzel temsillerini yaratmayı başarmıştır. Grubun dansçıları arasında Pavlova, Karsavina ve Nijinsky; koreograflar arasında Fokine, Massine, Nijinskaya ve Balanchine; müzisyenler arasında Çaykovski, Chopin, Stravinki ve Rimski-Korsakov; artisler arasında Benois, Bakst, Goncharova ve Picasso bulunmaktaydı. 1909 senesinden itibaren grup Paris’ten başlayarak yurdışı turnelerine çıkmıştır. mparatorluk Balesi ‘1917 Ekim Devrimi’ sonrası Sergey Diaghilev ve grubu Ballets Russes’in bir çok üyesinin yurdışına iltica etmesiyle başlıca yıldızlarını kaybetmiştir. Zamanla Moskova’daki Bolşoy Tiyatrosu’nun hazırladığı daha devrimci ve emosyonel prodüksiyonlar Petersburg Balesi’ni gölgelemiş ve ön plana çıkmıştır. Gene de Petersburg Balesi, daha zarif ve klasik gelenekleri ile Rudolph Nureyev, Natalia Makarova, Mikhail Barişnikov gibi yetenekleri yetiştirmeye devam etmiş, maalesef bu son yetenekler de Sovyet dönemi başka ülkelere iltica etmişlerdir. Petersburg’un tüm balelerinin galaları Marinski Tiyatrosu’nda gerçekleştirilmiştir. Ankara bale kursu olarak 1860’da Albert Kavos tarafından inşa edilen Tiyatro adını Çar II.Aleksandr’ın eşi Maria’dan almıştır. 1935’de Sovyet döneminin belirgin politik şahsiyetlerinden biri olan Kirov’un anısına ismi değiştirilerek ‘Kirov Balesi’ olarak anılmaya başlanmıştır. 1992’de ise tekrar Marinski ismini geri almıştır.

XIX. yüzyılın sonlarında Marinski Tiyatrosu’nda sürekli çalışan iki yüzün üzerine dansçıya sahipti. İmparatorluk Bale Okulu’nun her mezunu bale grubuna dahil edilir ama, bunlardan yalnızca birkaçı coryphee, sujet, prima balerina ve son basamak olan prima assoluta olabilirdi. Bu üst grubun çalıştıkları 20 yıl boyunca tüm masrafları Çar tarafından karşılanır, ardından ise emeklilik maaşı bağlanırdı. Balenin dansçıları sık sık Çarlık balolarına ve davetlerine çağrılır, gözde dansçılara hayranları ve Çarlık Ailesi tarafından değerli hediyeler verilirdi. Son Çar II.Nikolay elmas ve zümrütlerden oluşan muhteşem bir takıyı sevgilisi olan ünlü balerin Kşessinskaya’ya hediye etmiş, balerin ise bu takıyı özel performanslarında takmıştır.

Günümüz Türkiyesi’nde Bale

Dünya üzerindeki çeşitli halkların sanatları, onların kültürlerinin bir ifadesidir. Dans da toplumun kültürünü yansıtan unsurlardan biridir.Cumhuriyet dönemiyle birlikte sanata verilen önem yeni bir boyuta geçmiştir. O dönemde, Türkiye Cumhuriyeti’nin en ciddi sanat eğitimi veren kuruluşu olan Devlet Konservatuvarı Ankara’da kuruldu. Bu konservatuvarın baleyi de içermesi, hemen mümkün olmadı. Hükümet, Avrupa’nın önde gelen sanatçılarını Türkiye’ye çağırdı ve İstanbul’da Yeşilköy Bale kursu, Ninette de Valois öncülüğünde kuruldu. Bale Akademisi 6 Ocak 1948′de açıldı. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan onay alınamama sürecinde, üç yıl, Bale Akademisi, Yeşilköy’de bir ilköğretim binasında barındı. Daha sonra Yeşilköy Bale Okulu, Ankara Devlet Konservatuvarı’nın Bale kursu bölümü haline geldi. Sanatçı öğretmen Molly Lake, günümüz Türk balesinin temelini oluşturan Meriç Sümen, Sait Sökmen, Gülcan Tunççekiç, Evinç Sunal, Rengin Taş ve diğer sanatçıları yetiştirmiştir. Ankara Devlet Konservatuarı’nda sahnelenen ilk baleler “El Amor Brujo” ve “Coppelia”dır.

Ankara Devlet Konservatuarı’ndan mezun olan dansçılar, Devlet Tiyatrosu Bale bölümünü oluşturdular. 1948′de Operaevi yapımı tamamlandı.İstanbul’da bir Rus göçmeni olan Lydia Krassa Arzumanova, özel bir bale stüdyosunda bale kursu  başlattı. Daha Ninette de Valois Yeşilköy Akademisini kurmadan 19 yıl önce, Atatürk, Arzumanova’yı çağırarak Türkiye’de bale konusunda görüşlerini almıştı. Arzumanova, ilk gösterisini, Casa d’İtalia salonunda 1931′de sergiledi. Gösteriler, Kızılay ve Yardımsever dernekler yararına yapılıyordu. 1940′larda Türkiye’ye gelen Macar göçmeni Olga, 1953′te İstanbul Belediye Konservatuarı bale bölümüne öğretmen olarak alındı ve Rezzan Sidinoğlu ile birlikte bale sanatçılarını yetiştirmeye başladı. İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Taksim Kültür Sarayı’na taşındı.

 İzmir Devlet Konservatuarı, 1959′da kuruldu; gösterilerine Sunal Şenel ile 1982 yılında başladı (Çeşmebaşı Balesi). Türk çizgi ve motifleri, “Çoban Yıldızı” balesi ile sunuldu. 1985 yılı sonlarında “Copellia” balesi İzmir Devlet balesinin üç perdelik yapımı olarak tarihe geçti. “Copellia” sergilenen ilk uzun klasik bale yapıtıdır.

 Türkiye’de Cumhuriyetin kuruluşu ile başlayan bale eğitimi,bale kursu  günümüzün en sevilen sanat dalları arasında yerini aldı. Modern dansa ilk adımlar, ilk çağdaş denemeler ise 1968-1977 yılları arasında gerçekleşti. Sergilenen ilk modern dans yapıtı, 1968 yılında Sait Sökmen’in koreografisini yaptığı “Çark” adlı eserdir. Sökmen’in bu yapıtı Ankara Devlet Balesi tarafından sahnelenmiştir.