Ülkemizde bale

Sahne sanatları tarihinde uzman bir araştırmacımız olan Prof. Dr. Metin And, bale sanatının köklerine inen Fransızca bir kitapta (Des Origines du Ballet, Paris, 1955) Venediklilerin 1524 yılında İstanbul’da Türklerin de katıldığı bir bale gösterisi sergilediğine ilişkin bilgilere rastlamıştır. Burada yer alan 1524 tarihi özellikle önemlidir; çünkü mevcut bütün bale tarihlerinde, ilk öenmli bale gösterisi olarak 1581’de Fransız Sarayı’nda gerçekleştirilen “Balet Comique de la Royne” belirtilir. Ayrıca, tam aydınlatılmamış olmasına karşın, Fransız Sarayı’ndaki eğlencelerde 1564, 1565 ve 1575 yıllarında bazı bale yapıtlarının sergilendiğini gösteren ipuçları vardır. İstanbul’da 1524 tarihini taşıyan gösteri ise hepsinden öncedir.

   Tarihte ilk bale yapıtının İstanbul’da temsil edildiğini söylemek istemiyoruz. 16. yüzyılın başlarında, hatta belki de 15. yüzyılın sonlarında, Avrupa saraylarında bu çeşit temsiller gerçekleştirilmiş olabilir. İstanbul’daki gösteri, “bilinen ilk”in aydınlanmasına olanak tanıdığı için ve bizi de yakından ilgilendirmesi açısından önemlidir.

   Prof. And, gerçekliğin araştırılmasına katkıları olan bir bilim adamı kimliğiyle sağladığı ipuçlarının peşini bırakmamış, çağımızın değerli bir bale tarihi uzmanı olan WALTER TOSCANINI (ünlü orkestra şefi Arturo Toscanini’nin oğludur) kitaplığında, konumuza daha da açıklık getiren bir belge bulmuştur: “Feste Date Da Toscani e Veneziani in Constantinopoli nel Carnavale 1524 Narrate de Carlo Zeno Vicaboile a Jacobo Corner in lettere del 17 Febbrio, Venezia 1882”.

   Aslında, bale tarihindeki ilk temsil olarak bilinen bu olgunun İstanbul’da gerçekleşmiş olması pek şaşırtıcı değildir: Çünkü İstanbul’un Galata semtinde 12. yüzyıldan başlayarak Venedikliler, Floransalılar ve Cenevizliler, daha çok “tecimsel amaçlar” kapsamında yerleşmiş bulunuyordu. Söz konusu 1524 tarihli gösteri olgusu ise bu azınlıkların Türk dostlarıyla birlikte Fransa Kralı I. François’nin İtalya’daki yenilgisini kutlama kapsamında gerçekleştirilmişti.

Ülkemizde Bale

   Daha sonraları örneğin 17. yüzyılda, Türkler batının çeşitli sahne sanatlarıyla değişik fırsatlarla tanışmışlardır. Geniş müzik bilgisi de olan İtalyan gezgini Pietro Della Vale, İstanbul’da 1614 yılında Venedik Elçisi’nin konağında, Türklerin dans ve benzeri gösterilere katıldığını yazmaktadır (Viaggi de Pietro della Vale il Pelegrino minute, Parte Primo cioce La Turchia, Roma 1650).

CUMHURİYET DÖNEMİ

   Cumhuriyetimizin kuruluşunu izleyen yıllarda açılan ilk bale okulu (yada kursu), Sovyet Devrimi’nden sonra İstanbul’a yerleşen Madam Arzumanova tarafından gerçekleştirilmiştir: Lydia Krassa Arzumanova’nın 1921’de İstanbul’da açtığı bu bale okulu birçok yönüyle belgelenmiştir.

   Bu değerli bale öğretmeninin yıllarca sürdürdüğü okulda, öğrencilerden oluşan toğluluğun, Adnan Saygun’un “Bir Orman Masalı” adlı bale müziğini Arzumanova’nın koreografisiyle sergilediği bilinmektedir.

   Cumhuriyet döneminde bale sanatının akademik bir kuruluşa yönelmesinin köklü adımı 1948 yılında atılmıştır: Devlet tarafından davet edilen ve batılı anlamda bir “bale okulu”nun açılmasına öncülük eden Dame Ninette de Valois, İstanbul’da “Yeşilköy Bale Okulu”olarak bilinen “çekirdek kuruluş” özelliğindeki okulla dans stüdyolarının çekirdeğini oluşturmuştur. Çağımızın önde gelen balecilerinden olan ve İngiliz Kraliyet Balesi’nin (o dönemdeki adıyla SADLER’S WELLS Balesi’nin) yöneticileri arasında bulunan Madam de Valois Ankara ve İstanbul’daki ilkokulları gezerek çocukların bedensel yapılarını ve yeteneklerini incelemiş, okulun kuruculuğunu üstlenerek İngiltere’den ayrıca iki bale öğretmeninin getirilmesini sağlamıştır.

   Yine Sadler’s Wells’in kurucularından öğretmen Joy Newton, okulun yöneticiliğine, Londra Kraliyet Dans Akademisi’nden Audrey Knight ise eğitmenlğe atanmıştır.

   Onyedisi kız, onbiri erkek 28 öğrencisiyle 6 OCAK 1948 yılında açılan Yeşilköy Bale Akademisi, Sadler’s Wells Bale Okulu’nun çalışma programını örnek alarak öğretime başlamıştır. Bu okulun ilk öğrencileri arasında, yıllar sonra Türk Balesi’nde yönetici, öğretmen ve dansçı olarak görev yapacak olan Hüsnü Sunal, Tenasüp Onat, Engin Akaoğlu, Güzide Kalın Noyan ve Kaya Akkoyunlu bulunmaktaydı. Okul, çalışma programının yanı sıra, sahne etkinlikleri de gerçekleştirmiş, Bülent Arel, Ulvi Cemal Erkin ve yabancı bestecilerin müzikleriyle Newton ve Volais’nin koreografisini yaptığı danslar ve bilinen bale yapıtlarından oluşan küçük bölümler sunmuştur.

Untitled-12   Yeşilköy Bale Okulu, 1950 Mart ayında yürürlüğe giren bir yasayla Ankara Devlet Konservatuarı’na taşınmış, böylece Konservatuarın bale bölümü kurulmuştur. 1950’de yine Sadler’e Wells Balesi’nden Beatrice Appleyard, Lorna Munsfort ve Robert Lunnon öğretmen olarak gelmişlerdir. Konservatuar “Bale Bölümü”nün ilk gösterisi 1050’de gerçekleşmiş, Ulvi Cemal Erkin’in müziği üzerine Joy Newton’un koreografisini yaptığı “Pastoral Süit” ve “Keloğlan” sergilenmiştir.

   1954-74 yılları arasında Travis Kemp ve Molly Lake çifti, konservatuar bale bölümünün yöneticiliği ve öğretmenliğini yapmışlar, Türk Balesi’nin temel taşlarından Meriç Sümen, Sait Sökmen, Gülcan Tunççekiç, Evinç Sunal, Binay Okurer, Jale Kazbek, Tanju Tüzer, Rengin Taş, Özkan Aslan, Oytun Turfanda gibi birçok dansçıyı yetiştirmişlerdir.

   1956 yılında ilk mezunlarını veren bale bölümü, kısa sürede 40 kişilik dansçı kadrosuyla Devlet Tiyatrosu’nun Bale Bölümü’nü oluşturarak opera ve operetlerde görev almışlardır.

   İlk bale temsili, SALOME operasıyla aynı gece sunulan tek perdelik “Büyüleyen Aşk” adlı yapıt olmuştur. 1961 yılında sergilenen “Coppelia” balesi, topluluğun tümüyle sahnelediği ilk yapıttır. Coppelia’yı Ailne Philips sahneye koymuş, başrolleri Binay Okurer, Ferit Akın ve tiyatro sanatçısı Nurtekin Odabaşı paylaşmıştır.

   1965’de sergilenen, Ferit Tüzün’ün müziği ve Valois’nin Türk Folklorundan yararlanarak yarattığı “Çeşmebaşı”, “ilk özgün bale” yapıtımızdır.

   1969 yılının sonlarında, opera ile bale bölümü, Devlet Tiyatroları’ndan ayrılarak bağımsız bir çatı altında birleşmiş, 1309 sayılı “Opera ve Bale Genel Müdürlüğü Yasası”yla etkinliklerini bu ad altında sürdürmüştür. Bu yeni dönemde, Geyvan McMillan, Oytun Turfanda, Altan Tekin, Güloya Aruoba, Aydın Teker, Duygu Aykal, Aysun Aslan ve Binnaz Aydan başarılı koreografileriyle Çetin Işıközlü, Bülent Tarcan, Nevit Kodallı, Muammer Sun, Kemal Çağlar ve Cengiz Tanç gibi bestecilerimizin bale müziklerini sergilemişlerdir.

   İstanbul Devlet Balesi’nin etkinlikleri 1969-70 sezonunda başlamıştır. İzmir Devlet Balesi ise 1982’de perdelerini açmıştır. 1992’de Mersin Devlet Balesi açılmış, genç kadrosunun gerçekleştirdiği turne programlarıyla bu yeni topluluğumuz, opera ve balenin Anadolu’daki ilk başarılarını gerçekleştirmiştir.

   Yine 1992’de Genel Müdürlük bünyesinde kurulan Modern Dans Topluluğu (MDT) 1993’te etkinliklerine başlamıştır.

   Özetlediğimiz bu sanatsal serüveniyle Türk Balesi, 1948’de Yeşilköy Bale Okulu’nun öğrencileriyle başlayıp 1998’de dört ilimizde görkemli yapıtlarla perdelerini açan, Bakanlar Kurulu kararıyla yeni beş Anadolu kentinde yaygınlaşmayı öngören bir “çağdaş sanat”ın gelişimini geleceğe taşıyacaktır.

   50 yıla sığdırdığımız bu gelişim çizgisi, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün bir değerbilirlik örneği olarak “Türk Balesi’nin 50. Yılı” başlığı altında gerçekleştirdiği bir törenle kutlamış, bugün artık aramızda olmayan dansçılarımız da anımsanarak baleye unutulmaz katkıları geçen sanatçılarımıza armağan plaketleri sunulmuştur: Dame Ninette De Valois (kurucu), Joy Newton (eğitmen), Engin Akaoğlu (dansçı), Ferit Akın (dansçı), Bülent Arel (piyanist), Güloya Aruoba (koreografi), Yüksel Çapanoğlu And (dansçı), Vedat Çorbacı (piyanist), Ayla Dayıgil Ünal (dansçı), Tacide Deliktaş (dansçı), Necla Marlalı (piyanist), Güzide Noyan (dansçı), Meral Öge (dansçı), Tenasüp Onat Öncel (dansçı), Ülker Sözlü (dansçı), Hüsnü Sunal (dansçı), Gülen Tekebaş (dansçı), Ferit Tüzün (piyanist). Şu noktayı belitmeliyiz ki, Türkiye’de bale sanatının gelişimi, “klasik” stilin yanısıra, 1970’li yıllardan başlayarak “modern dans” stilinde de atılımlar gerçekleştirmiştir.